23 NİSAN NEDEN BAYRAMDIR?

Egemenlik…
Millet…
Kayıtsız şartsız…
Bu sözcüklerin her biri bile bize, Mustafa Kemal Atatürk’ü ve O’nun kurmuş olduğu Cumhuriyet’imizin temel ilkelerini, anımsamamıza yetmektedir…
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!”
Diyen;
Mustafa Kemal Atatürk, en büyük eserim dediği Cumhuriyet’in halk egemenliğine dayalı olması gerektiğine inanarak bu sözü söylemiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin önemine, görevlerine ve geleceğe inancını ifade etmek için söylemiştir. Bu cümlenin slogan olarak kabul edilmiş olması da bu yüzdendir. Bu böyle bilinmelidir.
Atatürk düşüncesine göre ulusal egemenlik kavramı…
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik” konusundaki düşüncelerini belirtmeden önce, konunun özüne ve tarihsel gerçeklere biraz açıklık getirelim.
Tanımlara baktığımızda;
Egemenlik: “Bir ülke ve ulusun, onun tüzel kişiliği olan devletin yasama, yürütme, yargılama yetkilerinin tümü” şeklinde karşımıza çıkmaktadır.
Egemenlik bir buyruktur…
Buyruğun yasama, yürütme ve yargılama gücü; bir kişide, bir grupta, ya da milletin elinde olabilir. Eğer bir kişi veya grup, bu gücü dilediği gibi kullanıyorsa, toplumun görevi de sadece kendinden isteneni yerine getirmekten başka bir şey olamaz. Başka bir deyişle; halk isteklerini dile getiremez, hoşuna gitmeyen uygulamaya ses yükseltemez, düşüncesini açıklayamaz, eleştiremez. Bunların hiçbirini yapmaya hakkı bulunmamaktadır.
Benzer bir sistem olduğu için Kurtuluş Savaşı öncesi duruma bakalım.
Birinci dünya savaşı sonunda devlet yöneticileri çok ağır koşullu, “Mondros Mütarekesi”ni, başka bir deyimle; “Mondros Silah Bırakma antlaşması” imzalamak zorunda kalmışlardır.
Dev gemileriyle Çanakkale Boğazı’nı aşamayan düşman, elini kolunu sallayarak İstanbul önüne gelmiş ve kısa bir süre sonra da devletin başkenti olan İstanbul’u işgal etmişlerdir.
Devleti yönetenler kurtuluş için hiçbir çaba gösteremedikleri gibi; ordumuzun dağılmasına, silahlarımızın elimizden alınmasına, Anadolu kentlerinin ve devlete ait fabrikaların işgal edilmesine ses dahi çıkaramamışlardır. Daha da kötüsü; bir kısım devleti yönetenler dış ve iç düşmanlarla işbirliği yapmıştır. Bu da yetmezmiş gibi;
Yurdumuzu düşman çizmesinden, milletimizi esaretten kurtarabilmek için çaba sarf eden Mustafa Kemal ve arkadaşlarını hainlikle suçlamışlardır.
“Vatan tehlikedeydi.”
Mustafa Kemal karar verdi.
“Vatanı kurtaracak yine milletin azim ve kararlılığıdır.” Dedi. Ankara’da bir meclis toplamak için; günlerce, haftalarca ve aylarca çalıştı…
Mustafa Kemal, Amasya Genelgesi ile Sivas’ta bir kongre toplanması için çağrıda bulunmuştur. Sivas Kongresi’ne giden yolda, Erzurum Kongre’sini yapmış bir önder olarak ünlenmiş ve milletin gönlüne kurtarıcı olarak nakış nakış işlenmiştir.
Sivas Kongresi’nde, Erzurum’da alınan aynı kararlar benimsenmiş, milleti temsil edecek bir heyet kurulmuş, Mustafa Kemal bu heyetin başkanı olarak seçilmiş ve bu kurulu olduğu gibi Ankara’ya taşımıştır.
Şunu da bilmek gerekir ki; Atatürk 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM’ni kurduğu zaman ortada ülkeyi temsil edecek herhangi bir meclis de yoktu.
Çünkü:
Göstermelik de olsa toplanan Osmanlı Meclisi, 16 Mart 1920 tarihinde işgalci devletler tarafından basılmış ve dağıtılmıştır. İşgalci devlet güçlerinin baskısı ile 11 Nisan 1920 tarihinde Osmanlı Devleti’nin Meclisi resmen kapatılmıştır.
Bunun üzerine doğuşundan ve hatta yaradılışından beri özgürlükçü ve demokrat olan milletimiz, Mustafa Kemal başkanlığında egemenliğini kullanmak için, 23 Nisan 1920 tarihinde ilk “Türkiye Büyük Millet Meclisi” olarak toplandı.
Kurtuluş savaşını bu meclis kazandı. Yani: “TBMM”
Misak-i Milli sınırlarımızı bu meclis çizdi. Yani: “TBMM”
Cumhuriyetimizi bu meclis kurdu. Yani, “TBMM”
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulduğu 23 Nisan 1920 Cuma gününden beri; milletimiz egemenliğini kendi seçtiği temsilciler eliyle kullanmaktadır.
“EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR.” Diyerek…
23 NİSAN İŞTE BU NEDENLE BAYRAMDIR…
23 NİSAN BU NEDENLE BAYRAM OLARAK KUTLANMAKTADIR.
23 NİSAN EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI;
ÇOCUKLARIMIZA VE HEPİMİZE KUTLU OLSUN…

dundar_songul@hotmail.com
www.songuldundar.com

Yazarın Kitapları

Cezo GardaşŞöför AğaSavaşların KadınıDamladan DeryayaHingilleme
Zalımların mazlumlara zulmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Güçlülerin zayıflara hükmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Barış kalkanını savaş okunu Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıklar barbarlığın kodunu Cezo Gardaş romanında görürsün İlmin cehalete hükmedişini Cezo Gardaş romanında görürsün İyiyle kötünün çelişkisini Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıkla medeniyet farkını Cezo Gardaş romanında görürsün Garibanı ezenlerin çarkını Cezo Gardaş romanında görürsün Emekçiyi sömürenin fendini Cezo Gardaş romanında görürsün Seven ile sevmeyenin kalbini Cezo Gardaş romanında görürsün Bütün insanlığı sizi ve bizi Cezo Gardaş romanında görürsün Tezi antitezi ve de sentezi Cezo Gardaş romanında görürsün
Bu kitapta; Güneş parlaklığı gibi, İçinizi ısıtan satırlar bulacaksınız. Bu kitapta; Yavrusunu saran bir ana kucağı gibi, Halkın sıcaklığını bulacaksınız. Bu kitapta; Emekçi elinin tarlada ayrık otu ayıkladığı gibi, Özeleştiriyi bulacaksınız. Bu kitapta; Şehidin toprağıyla bütünleştiği gibi, Vatan bütünlüğünü bulacaksınız. Bu kitapta; ?Can sağ iken yurt vermeyiz? diyen âşık Şenlik gibi, Yurt ve bayrak sevgisini bulacaksınız Bu kitapta; Halk uğruna ipe giden Pir Sultan gibi, Toplum aşkını bulacaksınız. Bu kitapta; En-el Hak diyen Mansur gibi, Tasavvuf gerçeğini bulacaksınız. Bu kitapta; Yunus Emre?nin ılık nefesi gibi, İnsan sevgisini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Eline, beline, diline sahip ol? diyen Bektaşi Veli gibi, Halkın ahlak değerlerini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Kim olursan ol gel? diyen Mevlana gibi, Hoşgörü dünyasını bulacaksınız. Bu kitapta; Bir genç kızın işlediği, nakış nakış kilim gibi, Halk kültürünü bulacaksınız. Bu kitapta; Halk kültürü deryasında, dalgalarla boğuşan bir gemi gibi, Hayatın gerçeğini ve ŞOFÖR AGA?yı bulacaksınız
Bu Romanda; Kadının Atatürk Türkiye?sindeki çehresini bulacaksınız. Kadının özgür kişiliğini bulacaksınız. Kadının iş hayatındaki beyin gücünü ve alın terini bulacaksınız. Kadının evindeki emekçi ellerini bulacaksınız. Kadının yaşam mücadelesini bulacaksınız. Kadının bilgi ve becerisini bulacaksınız. Kadının toplumdaki tarihsel önemini bulacaksınız. Kadının köyden, şehri kucaklayan kollarını bulacaksınız. Kadının ana sevgisini bulacaksınız. Kadınının dinmeyen gözyaşlarını bulacaksınız. Kadının toplumdaki aydınlık yüzünü bulacaksınız. Kadının haksızlığa baş kaldırışını bulacaksınız. Kadının savaşlara karşı duruşunu bulacaksınız. Savaşların Kadını?nı bulacaksınız.
“DAMLADAN DERYAYA” kitabı; Songül Dündar’ın çıkarmış olduğu dördüncü kitap olup, dört kitabı çağrıştırıyor. Dündar büyük Ozan Pir Sultan Abdal’ın “Elim tutmaz güllerini dermeye/ Dilim varmaz hasta halin sormaya / Dört Kitab’ın cevabını vermeye / Sazım düzen tutmaz tel bozuk bozuk“ dörtlüğünü de kitabından ilham kaynağı olarak kullanmış. Dündar’ın son kitabı, halk Kültürü ve doğaçlama şiir alanında araştırma ve inceleme kitabı olup, tamamı halk ozanları ve aşıkları içeriyor. “Damladan deryaya” aynı zamanda Songül Dündar’ın “Şoför Aga” adlı öykü kitabı, “Savaşların Kadını” adlı romanı ve “Cezo Gardaş” adlı romanında olduğu gibi, tamamen sosyal içerikli olup, Pir Sultan Abdal’ı çağrıştırmakta… “Damladan deryaya” Songül Dündar’ın büyük emekleriyle; bir tarafına rakip Ozan ve Âşıkları koyduğu, diğer tarafına ise Aşık Dündar’ı koyduğu bir doğaçlama şiir fırtınasıdır. Yani bu doğaçlama şiir fırtınasında, doğaçlamanın bir tarafında kesinlikle Aşık Dündar bulunmaktadır. “Âşık Dündar ise şöyle demiştir: Kerem’in aşkıyla gönlüm tutuştu / Yunus ile hak yolunda buluştu / Aldım PİR SULTAN’ın toplum aşkını / ŞENLİK meclisinden DÜNDAR oluştu.” Görüldüğü üzre terazinin bir tarafında yine Pir Sultan bulunmaktadır İşte böyle… Araştırmacı, Roman ve Öykü yazarı Songül Dündar, durmamış, dinlenmemiş; kapı kapı dolaşmış, ilmik ilmik dokumuş, zerre zerre biriktirmiş ve DAMLADAN, koca bir DERYA oluşturmuş. Oluşan bu kitabın adına da “DAMLADAN DERYAYA” adını vermiş.
TEREKEME FIKRA VE GÜLMECELERİNDEN BİR DEMET…
Dost okurlarım, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum…
Yolculuğunuza yoldaş, yalnızlığınıza ses, daraldığınızda nefes, yüzünüze gülücük olacağına inandığım ve Terekeme şivesinde GÜLME anlamına gelen, HİNGİLLEME adlı kitabımı yüreğinize emanet ediyorum. O sizi gülümsetecek, siz de onu çok seveceksiniz.
Gazeteci köşe yazarı olarak, çok sayıda ve çeşitli konularda yıllardır makale yazmaktayım. Zaman zaman serbest şiir de yazıyorum. Ama benim asıl ilgi alanım; didaktik, kültürel ve yaşanmış olaylarla ilgili, roman ve öykü yazarlığıdır. Hal böyle olunca; bilimsel ve kültürel araştırmalar yapmak; aha bu yüreğimde adeta tutku halini almıştır. Bu nedenle; bol miktarda araştırma dokümanı bilgi dağarcığımda birikmiştir. Bu cümleden olmak üzere; her türlü yaşanmış öykü, fıkra, öykülü türküler ve yaşanmış hayat hikâyeleri ile arşivim dolu doludur. Doğduğum, büyüdüğüm ve ait olduğum etnik kültür birikimim de cabası. Üstüne üstlük; eşim, halk ozanı Âşık Selahattin Dündar’ın halk kültürü danışmanım oluşu da ballı börek!
Ben, Kars ili Terekeme kültürüne mensubum. Hal böyle olunca, zaten var olan Terekeme kültür birikimim üzerine araştırmalarımı da koyduğumda, şu an elinizde bulunan, “Terekeme/ Fıkra ve Gülmeceleri” kitabı vücut bulmuş oldu.
Çok zengin bir kültür olan Terekeme Kültürü; ozanlarıyla, âşıklarıyla, şairleriyle, ifacılarıyla, icracılarıyla, yazarlarıyla, ilim ve bilim adamlarıyla kitaplara sığmayacak kadar engin, ciltlere sığmayacak kadar zengin bir deryadır. Elinizdeki HİNGİLLEME/GÜLME isimli kitap, o deryada sadece bir damladır.
Terekemeler hakkında soy ve boy bilgisini, kitabın en sonunda özet olarak bulacaksınız. Bu size sadece elinizdeki kitabı okurken yardımcı olmayı amaçlamaktadır. TEREKEMELER konusunda daha geniş bilgi edinmek isteyen okurlarımız; Selahattin Dündar’ın, TEREKEMELER adlı soy ve boy araştırmaları kitabından yararlanabilirler.
HİNGİLLEME isimli elinizdeki kitabınızın anlatım diline yardımcı olmak üzere, kitabın sonunda Terekeme şivesinde harflerin okunuşu ve kelime anlamları mevcuttur. Terekeme şivesini bilmeyen veya az bilen okurlarıma, öncelikle bu bölümü okumalarını tavsiye ederim.
HİNGİLLEME’nin gülümseyen yüzü ile sizleri baş başa bırakıyorum.
İyi okumalar… Saygılarımla…