BAKÜ 20 OCAK ŞEHİTLERİ

BAKÜ 20 OCAK ŞEHİTLERİ

Tarih tanıktır…
Ermeni katliamlarına tanıktır!
Rus katliamlarına tanıktır!
Hiç kimse bu gerçekleri saptıramaz…
Hiç kimse tarihin sayfalarını değiştiremez…
İşte, daha dün olan Ermeni ve Rus katliamları.
¨¨¨¨¨Azerbaycan halkının tarihine Kanlı Yanvar Faciası (Kanlı Ocak Faciası) olarak geçen, 20 Ocak 1990 tarihindeki katliamlar, daha dün gibi… Olup, bitenler hafızalarda tüm sıcaklığı ile duruyor.
¨¨¨¨¨20 Ocak Faciası Azerbaycan halkının kaderinde kötü ve korkulu günlerdir. Halk saldırıya uğramış, suçsuz insanlar kurşuna dizilmiş, kitleler tankların altında ezilmiştir.
Ancak unutulmamalıdır ki; 20 Ocak 1990, Azerbaycan halkının tarihinde sadece ağıt ve acı ile hatırlanacak bir gün olarak kalmamıştır. O gün aynı zamanda, bir halk destanının yazıldığı gün olmuştur. O gün caddeleri boyamış olan al şehit kanları, bir anlamda Azerbaycan milli ülküsünün sembolü ve uyanış güneşinin şafak kırmızısını simgelemiştir. O gün, Azerbaycan Türkü’nün uyanış ve şahlanış günü olmuştur. O gün, Azerbaycan Türk’ünün üzerine saldıran dehşet verici kâbus olan Sovyet ve Ermeni güçlerine karşı göğüs germeyi, kendi kimliğini ve ulusal menfaatlerini korumayı başarmıştır. 1990 yılının 20 Ocak günü Azerbaycan’ın İstiklal yolunun ilk şehitlik zirvesidir.
¨¨¨¨¨Sovyetler Ordusu’nun çok sayıdaki birliklerinin Bakü’ye saldırısı, büyük bir gaddarlık ve görülmemiş vahşettir. O günkü komünist diktatörlük Macaristan’a, Afganistan’a, Çekoslovakya’ya yönelik yaptığı askeri müdahaleyi o zaman Sovyetler Birliği’nin müttefik cumhuriyetlerinden biri olan Azerbaycan’da da tekrarlamaktan çekinmemiştir.
¨¨¨¨¨Azerbaycan’ın komşu Ermenistan saldırısına maruz kaldığı ortamda, Sovyet yönetimi saldırıyı önlemek yerine, saldırıya uğrayan Azerbaycan üzerine gönderilen Sovyet ordu birliklerini savaşa dâhil etmiş ve Ermeni yanında yer almıştır.
¨¨¨¨¨Bakü’ye saldıran Sovyet birlikleri 60.000 kişidir. Orantısız güç kullanılarak, Bakü yakılıp yıkılmış, dünyanın gözlerinin önünde masum insanlar katledilmiş ve soykırım yapılmıştır. Birkaç gün içinde 137 kişi öldürülmüş, 700’den fazla kişi yaralanmış ve 800’den fazla kişi gözaltına alınmıştır. Gözlemci örgütlerin raporlarında açıkça belirtilmiştir ki; Bakü halkı gaddarca, yakın mesafeden kurşunlanarak katledilmiştir. Hastaneler basılmış, ambulanslar kurşunlanmış, hekimler öldürülmüştür. Katledilenler arasında ihtiyarlar, çocuklar ve kadınlar çoğunluktadır. Hatta engelliler bile katledilmiştir. Bu vahşet tüm dünyanın gözleri önünde olmuştur.
¨¨¨¨¨Şu nokta unutulmamalıdır ki; 1990 yılının Ocak olayları; 19’u 20’ye bağlayan bir gecede ve bir anda olan olaylar değildir. O gecenin kanlı kıyımları, XX. yy. boyunca Azerbaycan ve Kafkas Türklerine karşı yürütülen düşmanca siyasetin planlı sonucudur. 20 Ocak şehitleri de, bu plana karşı çıkan ve göğüs geren kahraman Türk yiğitleridir.
¨¨¨¨¨Bu aziz şehitler; Bakü’nün en yüksek noktalarından Azerbaycanlı için “Mukaddes Anıt” olarak değer taşıyan bir mekânda yatmaktadır. Bu mekan, Azatlık meydanında bulunan ¨¨¨¨¨Her yıl 20 Ocak’ta binlerce insan, burayı ziyaret eder. Her yıl dünyanın her tarafından gelen Türkler, vatanın özgürlüğü ve istiklali uğrunda canlarından vazgeçen Azeri ve Türk evlatlarının aziz hatırasını saygı ile yâd eder.
¨¨¨¨¨Bakü’de bulunduğum zaman zarfında ziyaret etmiş olduğum, “Şehitler Hıyabanı” n da yatan şehitlerimizi, 20 Ocak “Şehitler Günü” vesilesiyle saygı ile anıyorum.

dundar_songul@hotmail.com
www.songuldundar.com

Yazarın Kitapları

Cezo GardaşŞöför AğaSavaşların KadınıDamladan DeryayaHingilleme
Zalımların mazlumlara zulmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Güçlülerin zayıflara hükmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Barış kalkanını savaş okunu Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıklar barbarlığın kodunu Cezo Gardaş romanında görürsün İlmin cehalete hükmedişini Cezo Gardaş romanında görürsün İyiyle kötünün çelişkisini Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıkla medeniyet farkını Cezo Gardaş romanında görürsün Garibanı ezenlerin çarkını Cezo Gardaş romanında görürsün Emekçiyi sömürenin fendini Cezo Gardaş romanında görürsün Seven ile sevmeyenin kalbini Cezo Gardaş romanında görürsün Bütün insanlığı sizi ve bizi Cezo Gardaş romanında görürsün Tezi antitezi ve de sentezi Cezo Gardaş romanında görürsün
Bu kitapta; Güneş parlaklığı gibi, İçinizi ısıtan satırlar bulacaksınız. Bu kitapta; Yavrusunu saran bir ana kucağı gibi, Halkın sıcaklığını bulacaksınız. Bu kitapta; Emekçi elinin tarlada ayrık otu ayıkladığı gibi, Özeleştiriyi bulacaksınız. Bu kitapta; Şehidin toprağıyla bütünleştiği gibi, Vatan bütünlüğünü bulacaksınız. Bu kitapta; ?Can sağ iken yurt vermeyiz? diyen âşık Şenlik gibi, Yurt ve bayrak sevgisini bulacaksınız Bu kitapta; Halk uğruna ipe giden Pir Sultan gibi, Toplum aşkını bulacaksınız. Bu kitapta; En-el Hak diyen Mansur gibi, Tasavvuf gerçeğini bulacaksınız. Bu kitapta; Yunus Emre?nin ılık nefesi gibi, İnsan sevgisini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Eline, beline, diline sahip ol? diyen Bektaşi Veli gibi, Halkın ahlak değerlerini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Kim olursan ol gel? diyen Mevlana gibi, Hoşgörü dünyasını bulacaksınız. Bu kitapta; Bir genç kızın işlediği, nakış nakış kilim gibi, Halk kültürünü bulacaksınız. Bu kitapta; Halk kültürü deryasında, dalgalarla boğuşan bir gemi gibi, Hayatın gerçeğini ve ŞOFÖR AGA?yı bulacaksınız
Bu Romanda; Kadının Atatürk Türkiye?sindeki çehresini bulacaksınız. Kadının özgür kişiliğini bulacaksınız. Kadının iş hayatındaki beyin gücünü ve alın terini bulacaksınız. Kadının evindeki emekçi ellerini bulacaksınız. Kadının yaşam mücadelesini bulacaksınız. Kadının bilgi ve becerisini bulacaksınız. Kadının toplumdaki tarihsel önemini bulacaksınız. Kadının köyden, şehri kucaklayan kollarını bulacaksınız. Kadının ana sevgisini bulacaksınız. Kadınının dinmeyen gözyaşlarını bulacaksınız. Kadının toplumdaki aydınlık yüzünü bulacaksınız. Kadının haksızlığa baş kaldırışını bulacaksınız. Kadının savaşlara karşı duruşunu bulacaksınız. Savaşların Kadını?nı bulacaksınız.
“DAMLADAN DERYAYA” kitabı; Songül Dündar’ın çıkarmış olduğu dördüncü kitap olup, dört kitabı çağrıştırıyor. Dündar büyük Ozan Pir Sultan Abdal’ın “Elim tutmaz güllerini dermeye/ Dilim varmaz hasta halin sormaya / Dört Kitab’ın cevabını vermeye / Sazım düzen tutmaz tel bozuk bozuk“ dörtlüğünü de kitabından ilham kaynağı olarak kullanmış. Dündar’ın son kitabı, halk Kültürü ve doğaçlama şiir alanında araştırma ve inceleme kitabı olup, tamamı halk ozanları ve aşıkları içeriyor. “Damladan deryaya” aynı zamanda Songül Dündar’ın “Şoför Aga” adlı öykü kitabı, “Savaşların Kadını” adlı romanı ve “Cezo Gardaş” adlı romanında olduğu gibi, tamamen sosyal içerikli olup, Pir Sultan Abdal’ı çağrıştırmakta… “Damladan deryaya” Songül Dündar’ın büyük emekleriyle; bir tarafına rakip Ozan ve Âşıkları koyduğu, diğer tarafına ise Aşık Dündar’ı koyduğu bir doğaçlama şiir fırtınasıdır. Yani bu doğaçlama şiir fırtınasında, doğaçlamanın bir tarafında kesinlikle Aşık Dündar bulunmaktadır. “Âşık Dündar ise şöyle demiştir: Kerem’in aşkıyla gönlüm tutuştu / Yunus ile hak yolunda buluştu / Aldım PİR SULTAN’ın toplum aşkını / ŞENLİK meclisinden DÜNDAR oluştu.” Görüldüğü üzre terazinin bir tarafında yine Pir Sultan bulunmaktadır İşte böyle… Araştırmacı, Roman ve Öykü yazarı Songül Dündar, durmamış, dinlenmemiş; kapı kapı dolaşmış, ilmik ilmik dokumuş, zerre zerre biriktirmiş ve DAMLADAN, koca bir DERYA oluşturmuş. Oluşan bu kitabın adına da “DAMLADAN DERYAYA” adını vermiş.
TEREKEME FIKRA VE GÜLMECELERİNDEN BİR DEMET…
Dost okurlarım, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum…
Yolculuğunuza yoldaş, yalnızlığınıza ses, daraldığınızda nefes, yüzünüze gülücük olacağına inandığım ve Terekeme şivesinde GÜLME anlamına gelen, HİNGİLLEME adlı kitabımı yüreğinize emanet ediyorum. O sizi gülümsetecek, siz de onu çok seveceksiniz.
Gazeteci köşe yazarı olarak, çok sayıda ve çeşitli konularda yıllardır makale yazmaktayım. Zaman zaman serbest şiir de yazıyorum. Ama benim asıl ilgi alanım; didaktik, kültürel ve yaşanmış olaylarla ilgili, roman ve öykü yazarlığıdır. Hal böyle olunca; bilimsel ve kültürel araştırmalar yapmak; aha bu yüreğimde adeta tutku halini almıştır. Bu nedenle; bol miktarda araştırma dokümanı bilgi dağarcığımda birikmiştir. Bu cümleden olmak üzere; her türlü yaşanmış öykü, fıkra, öykülü türküler ve yaşanmış hayat hikâyeleri ile arşivim dolu doludur. Doğduğum, büyüdüğüm ve ait olduğum etnik kültür birikimim de cabası. Üstüne üstlük; eşim, halk ozanı Âşık Selahattin Dündar’ın halk kültürü danışmanım oluşu da ballı börek!
Ben, Kars ili Terekeme kültürüne mensubum. Hal böyle olunca, zaten var olan Terekeme kültür birikimim üzerine araştırmalarımı da koyduğumda, şu an elinizde bulunan, “Terekeme/ Fıkra ve Gülmeceleri” kitabı vücut bulmuş oldu.
Çok zengin bir kültür olan Terekeme Kültürü; ozanlarıyla, âşıklarıyla, şairleriyle, ifacılarıyla, icracılarıyla, yazarlarıyla, ilim ve bilim adamlarıyla kitaplara sığmayacak kadar engin, ciltlere sığmayacak kadar zengin bir deryadır. Elinizdeki HİNGİLLEME/GÜLME isimli kitap, o deryada sadece bir damladır.
Terekemeler hakkında soy ve boy bilgisini, kitabın en sonunda özet olarak bulacaksınız. Bu size sadece elinizdeki kitabı okurken yardımcı olmayı amaçlamaktadır. TEREKEMELER konusunda daha geniş bilgi edinmek isteyen okurlarımız; Selahattin Dündar’ın, TEREKEMELER adlı soy ve boy araştırmaları kitabından yararlanabilirler.
HİNGİLLEME isimli elinizdeki kitabınızın anlatım diline yardımcı olmak üzere, kitabın sonunda Terekeme şivesinde harflerin okunuşu ve kelime anlamları mevcuttur. Terekeme şivesini bilmeyen veya az bilen okurlarıma, öncelikle bu bölümü okumalarını tavsiye ederim.
HİNGİLLEME’nin gülümseyen yüzü ile sizleri baş başa bırakıyorum.
İyi okumalar… Saygılarımla…