CİLAVUZ’DAN OKUL ARKADAŞIM OZAN İSA OĞUZ ve OĞUZ OZANLAR

CİLAVUZ’DAN OKUL ARKADAŞIM OZAN İSA OĞUZ ve OĞUZ OZANLAR

SEVGİ OLSUN BARIŞ OLSUN
ÖZGÜRLÜĞE VARIŞ OLSUN
BU BİR MİLLİ DURUŞ OLSUN
ATATÜRK’TE BİRLEŞELİM

Sevgi olsun barış olsun
Özgürlüğe varış olsun
Bu bir milli duruş olsun
Atatürk’te birleşelim

Ozan İsa Oğuz der ki
Dost diyenin zehir zerki
Arap Acem Kürd’ü Türk’ü
Atatürk’te birleşelim

Evet, Kars Kâzım Karabekir Öğretmen Okulun’dan (Cilavuz) devre arkadaşım olan Ozan İsa Oğuz; 1955 yılında,  Karaman’ın Taşkale Kasabası’nda doğdu. İlköğrenimini Taşkale’de tamamladı. Konya İvriz ve Kars Kâzım Karabekir Öğretmen Okulu’nda okudu. Ozan İsa Oğuz, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Bölümü mezunudur. Karaman’da ve Manisa’da sekiz yıl öğretmenlik yaptı. Sanat tutkusu nedeniyle görevinden istifa ederek ayrıldı.
Ozan, kendi deyişlerini, sazı eşliğinde çalıp-çığıran bir halk sanatçısıdır.
Ozanlık, Türk tarihi kadar eski ve sadece Türk’e özgü bir gelenektir. Tarih içerisinde Türklerle yan yana veya komşu olarak yaşamış olan uluslar da, bu gelenekten etkilenmiştir, ancak Türkler kadar kalıcı ve başarılı olamamışlardır. Bugün, Türkistan’ın doğusunda ve batısında, Azerbaycan ve Kafkasya’nın her yanında, Afganistan, İran ve Irak’ta, Türkiye’de ve Balkanlar’da hatta Batı Avrupa’da Ozanlık Geleneği yaşamaktadır. İşte bu geleneğin, Türkiye’deki temsilcilerinden birisi de Karamanlı İsa Oğuz’dur. İsa Oğuz, küçük yaşlarda eline aldığı sazın, kısa zamanda ustası olmuş; güzel sesiyle, önceleri usta malı türküler okurken, giderek kendi deyişlerini seslendirmiş ve zamanla bunları notaya da alarak, türkü dağarcığını, bugünkü zengin seviyeye ulaştırmayı başarmıştır. Kısacası İsa Oğuz bugün, gerçek anlamıyla bir ozandır. Bir başka deyişle âşıktır; halk ozanıdır…
İsa Oğuz, bir yandan, gerçek bir ozan olarak yaşantısını sürdürürken; öte yandan, başta aile bireyleri olmak üzere, çevresindeki insanları da eğiterek, yeni ozanlar yetiştirerek, gençlere halk müziğimizi sevdirmiştir. Eşi Semiha Oğuz(Hatunî Bacı) usta bir bağlama sanatçısı, usta bir âşık.  Eşi İsa Oğuz’la yaptığı atışmalar, deyişler kitapta yer aldı. Büyük oğlu Devrim Oğuz, İstanbul Üniversitesi Orman Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu, gelecek vadeden genç bir ozandır. İkinci oğlu Ali Oğuz Selçuk Üniversitesi Gıda Teknolojisi bölümünü bitirdi. O da genç bir ozandır. Âşık ailenin harika çocuğu, Birsen Oğuz Erdinç saz, söz sahibi bir ozandır. Dört yaşında söz, beş yaşında saz ustası, şu anda Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu ve müzik öğretmeni. Ailenin en küçük sanatçısı Ozan Oğuz ise şiirlerinin yanı sıra, şelpe ve arpej tekniklerini uygulayabilen usta bir bağlamacı ve sempatik bir gitarist olarak ailenin sanatçı renkleri arasında yerini almakta. Bir ailenin bütün üyelerinin âşık olması pek sık görülecek bir olay değildir. Bugün, altı kişiden oluşan bir ailenin bütün üyeleri kendi çaplarında âşıklık ve ozanlık geleneğinin içindedirler.

Bu gelişmede dikkati çeken bir husus da, kızı Birsen’in önünde iki ağabeyi varken, daha çocuk yaşlarında babasıyla birlikte âşıklar bayramlarında boy göstermesidir.
Gerçi çocukları arasında âşıklık yönünden daha çok şairlik yönü kuvvetli olanlar varsa da temel olarak onlar bir “Ozan” ailesidir.

İsa Oğuz, Folklor Araştırmaları Kurumunun üyesidir. Konya Âşıklar Bayramı’na katıldı.  Selçuk Üniversitesi tarafından, beş yıl aralıksız olarak düzenlenen “Âşıklar Şöleni”nde yer aldı. 1983-1984 yıllarında Arif Sağ’dan nota ve bağlama dersleri aldı.
Karaman’da Müzik Evi, Notalı Bağlama Kursları ve Âşıklar Kahvesi açtı. Yunus Emre Halk Âşıkları Derneği’ni kurdu. Yirmi üç yıl zarfında altı bin dolayında öğrenciye saz öğretmenliği yaptı. Birçok halk ozanı ve bağlamacı yetiştirdi. Özenle yetiştirdiği, beş yaşında “Dünyanın“En Küçük Âşığı” unvanını alan kızı Birsen Oğuz’la birlikte Uluslararası İstanbul Festivali’nin yanı sıra Ankara, İzmir, Eskişehir, Adana, Mersin, Silifke, Kocaeli ve Malatya gibi birçok yörede yapılan şölen ve yarışmalarda sayısız ödüller aldı.
İsa Oğuz derlediği çok sayıda halk türküsünü Kültür Bakanlığı arşivine kazandırdı. Çalışmaları TRT Televizyonları, Hollanda Leiden Üniversitesi, Finlandiya radyo ve gazetelerinde sergilendi. 1993 yılında öğretmenlik görevine tekrar başladı. Karaman’daki çeşitli okullarda ve Halk Eğitimi Merkezi’nde müzik ve saz dersleri verdi. Türk Halk Müziği korolarını çalıştırdı. Mayıs 2006’da Oğuz Ozanlar adlı şiir kitabını yayımladı. 02 Aralık 2006 tarihinde başkanlığını İrfan Ünver Nasrattınoğlu’nun yürüttüğü (HAKAK) Halk Kültürü Araştırma Kurumu tarafından, Halk Kültürüne hizmet ödülü aldı. Son olarak görev yaptığı Karaman Cumhuriyet İlköğretim Okulu’ndan emekli oldu. İşlettiği müzik evine ek olarak notalı bağlama kursları verdi.

Karamanlı Âşık İsa Oğuz, her konumda, her hususta bir usta âşığımız.  Olgun,  yeteneğini, kültürünü, ustalığını, abartmadan, sazıyla, sözüyle dile getiren bir insandır.  Karamanlı ünlü şairlerin, Gufrânî’lerin, Kenzî’lerin devamı olarak Karaman’da başarıyla sürdürmüştür. Katıldığı yarışmalarda şiir, atışma, türkü ve muamma dallarında başarılı olmuştur. Altın madalyalar kazanmıştır.

Ozan İsa Oğuz der ki;

Dil başkenti Karaman’ın kırları
Şaha kalktı kalesinin surları
Türkü oldu acıları sırları
İşte böyle doğdu Oğuz Ozanlar

Sazlı, sözlü, aile boyu bir sanatçılar topluluğu, aile boyu halk ozanı olan Oğuz Ozanlar topluluğunun ustası, Oğuz Ozanların babası, Karaman’ın yetiştirdiği ozan evladı ve sevgili okul arkadaşım Ozan İsa Oğuz, 5 Aralık 2020 tarihinde vefat etti.7 Aralık 2020 tarihinde Karaman şehir mezarlığında ebediyete uğurlandı.

Ölümsüz eserlerinle dünya durdukça gönüllerde yaşayacaksın sevgili Ozan İsa Oğuz.

Ruhun şad olsun değerli okul arkadaşım.

[email protected]
www.songuldundar.com

Yazarın Kitapları

Cezo GardaşŞöför AğaSavaşların KadınıDamladan DeryayaHingilleme
Zalımların mazlumlara zulmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Güçlülerin zayıflara hükmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Barış kalkanını savaş okunu Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıklar barbarlığın kodunu Cezo Gardaş romanında görürsün İlmin cehalete hükmedişini Cezo Gardaş romanında görürsün İyiyle kötünün çelişkisini Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıkla medeniyet farkını Cezo Gardaş romanında görürsün Garibanı ezenlerin çarkını Cezo Gardaş romanında görürsün Emekçiyi sömürenin fendini Cezo Gardaş romanında görürsün Seven ile sevmeyenin kalbini Cezo Gardaş romanında görürsün Bütün insanlığı sizi ve bizi Cezo Gardaş romanında görürsün Tezi antitezi ve de sentezi Cezo Gardaş romanında görürsün
Bu kitapta; Güneş parlaklığı gibi, İçinizi ısıtan satırlar bulacaksınız. Bu kitapta; Yavrusunu saran bir ana kucağı gibi, Halkın sıcaklığını bulacaksınız. Bu kitapta; Emekçi elinin tarlada ayrık otu ayıkladığı gibi, Özeleştiriyi bulacaksınız. Bu kitapta; Şehidin toprağıyla bütünleştiği gibi, Vatan bütünlüğünü bulacaksınız. Bu kitapta; ?Can sağ iken yurt vermeyiz? diyen âşık Şenlik gibi, Yurt ve bayrak sevgisini bulacaksınız Bu kitapta; Halk uğruna ipe giden Pir Sultan gibi, Toplum aşkını bulacaksınız. Bu kitapta; En-el Hak diyen Mansur gibi, Tasavvuf gerçeğini bulacaksınız. Bu kitapta; Yunus Emre?nin ılık nefesi gibi, İnsan sevgisini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Eline, beline, diline sahip ol? diyen Bektaşi Veli gibi, Halkın ahlak değerlerini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Kim olursan ol gel? diyen Mevlana gibi, Hoşgörü dünyasını bulacaksınız. Bu kitapta; Bir genç kızın işlediği, nakış nakış kilim gibi, Halk kültürünü bulacaksınız. Bu kitapta; Halk kültürü deryasında, dalgalarla boğuşan bir gemi gibi, Hayatın gerçeğini ve ŞOFÖR AGA?yı bulacaksınız
Bu Romanda; Kadının Atatürk Türkiye?sindeki çehresini bulacaksınız. Kadının özgür kişiliğini bulacaksınız. Kadının iş hayatındaki beyin gücünü ve alın terini bulacaksınız. Kadının evindeki emekçi ellerini bulacaksınız. Kadının yaşam mücadelesini bulacaksınız. Kadının bilgi ve becerisini bulacaksınız. Kadının toplumdaki tarihsel önemini bulacaksınız. Kadının köyden, şehri kucaklayan kollarını bulacaksınız. Kadının ana sevgisini bulacaksınız. Kadınının dinmeyen gözyaşlarını bulacaksınız. Kadının toplumdaki aydınlık yüzünü bulacaksınız. Kadının haksızlığa baş kaldırışını bulacaksınız. Kadının savaşlara karşı duruşunu bulacaksınız. Savaşların Kadını?nı bulacaksınız.
“DAMLADAN DERYAYA” kitabı; Songül Dündar’ın çıkarmış olduğu dördüncü kitap olup, dört kitabı çağrıştırıyor. Dündar büyük Ozan Pir Sultan Abdal’ın “Elim tutmaz güllerini dermeye/ Dilim varmaz hasta halin sormaya / Dört Kitab’ın cevabını vermeye / Sazım düzen tutmaz tel bozuk bozuk“ dörtlüğünü de kitabından ilham kaynağı olarak kullanmış. Dündar’ın son kitabı, halk Kültürü ve doğaçlama şiir alanında araştırma ve inceleme kitabı olup, tamamı halk ozanları ve aşıkları içeriyor. “Damladan deryaya” aynı zamanda Songül Dündar’ın “Şoför Aga” adlı öykü kitabı, “Savaşların Kadını” adlı romanı ve “Cezo Gardaş” adlı romanında olduğu gibi, tamamen sosyal içerikli olup, Pir Sultan Abdal’ı çağrıştırmakta… “Damladan deryaya” Songül Dündar’ın büyük emekleriyle; bir tarafına rakip Ozan ve Âşıkları koyduğu, diğer tarafına ise Aşık Dündar’ı koyduğu bir doğaçlama şiir fırtınasıdır. Yani bu doğaçlama şiir fırtınasında, doğaçlamanın bir tarafında kesinlikle Aşık Dündar bulunmaktadır. “Âşık Dündar ise şöyle demiştir: Kerem’in aşkıyla gönlüm tutuştu / Yunus ile hak yolunda buluştu / Aldım PİR SULTAN’ın toplum aşkını / ŞENLİK meclisinden DÜNDAR oluştu.” Görüldüğü üzre terazinin bir tarafında yine Pir Sultan bulunmaktadır İşte böyle… Araştırmacı, Roman ve Öykü yazarı Songül Dündar, durmamış, dinlenmemiş; kapı kapı dolaşmış, ilmik ilmik dokumuş, zerre zerre biriktirmiş ve DAMLADAN, koca bir DERYA oluşturmuş. Oluşan bu kitabın adına da “DAMLADAN DERYAYA” adını vermiş.
TEREKEME FIKRA VE GÜLMECELERİNDEN BİR DEMET…
Dost okurlarım, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum…
Yolculuğunuza yoldaş, yalnızlığınıza ses, daraldığınızda nefes, yüzünüze gülücük olacağına inandığım ve Terekeme şivesinde GÜLME anlamına gelen, HİNGİLLEME adlı kitabımı yüreğinize emanet ediyorum. O sizi gülümsetecek, siz de onu çok seveceksiniz.
Gazeteci köşe yazarı olarak, çok sayıda ve çeşitli konularda yıllardır makale yazmaktayım. Zaman zaman serbest şiir de yazıyorum. Ama benim asıl ilgi alanım; didaktik, kültürel ve yaşanmış olaylarla ilgili, roman ve öykü yazarlığıdır. Hal böyle olunca; bilimsel ve kültürel araştırmalar yapmak; aha bu yüreğimde adeta tutku halini almıştır. Bu nedenle; bol miktarda araştırma dokümanı bilgi dağarcığımda birikmiştir. Bu cümleden olmak üzere; her türlü yaşanmış öykü, fıkra, öykülü türküler ve yaşanmış hayat hikâyeleri ile arşivim dolu doludur. Doğduğum, büyüdüğüm ve ait olduğum etnik kültür birikimim de cabası. Üstüne üstlük; eşim, halk ozanı Âşık Selahattin Dündar’ın halk kültürü danışmanım oluşu da ballı börek!
Ben, Kars ili Terekeme kültürüne mensubum. Hal böyle olunca, zaten var olan Terekeme kültür birikimim üzerine araştırmalarımı da koyduğumda, şu an elinizde bulunan, “Terekeme/ Fıkra ve Gülmeceleri” kitabı vücut bulmuş oldu.
Çok zengin bir kültür olan Terekeme Kültürü; ozanlarıyla, âşıklarıyla, şairleriyle, ifacılarıyla, icracılarıyla, yazarlarıyla, ilim ve bilim adamlarıyla kitaplara sığmayacak kadar engin, ciltlere sığmayacak kadar zengin bir deryadır. Elinizdeki HİNGİLLEME/GÜLME isimli kitap, o deryada sadece bir damladır.
Terekemeler hakkında soy ve boy bilgisini, kitabın en sonunda özet olarak bulacaksınız. Bu size sadece elinizdeki kitabı okurken yardımcı olmayı amaçlamaktadır. TEREKEMELER konusunda daha geniş bilgi edinmek isteyen okurlarımız; Selahattin Dündar’ın, TEREKEMELER adlı soy ve boy araştırmaları kitabından yararlanabilirler.
HİNGİLLEME isimli elinizdeki kitabınızın anlatım diline yardımcı olmak üzere, kitabın sonunda Terekeme şivesinde harflerin okunuşu ve kelime anlamları mevcuttur. Terekeme şivesini bilmeyen veya az bilen okurlarıma, öncelikle bu bölümü okumalarını tavsiye ederim.
HİNGİLLEME’nin gülümseyen yüzü ile sizleri baş başa bırakıyorum.
İyi okumalar… Saygılarımla…