“ÇÖP YİYEN BABANDIR DEMİYORUM!”

“ÇÖP YİYEN BABANDIR DEMİYORUM!”
Odatv’de yazısı yayımlanan,
Yazarın birisi Kars ve Karslılara;
“Resmen çöp yiyorsunuz!” demiş.
Demiş demesine de bu O’nun terbiyesi!
Ama bir Karslı olarak benim terbiyem buna müsaade etmediği için;
“Çöp yiyen senin babandır diyemiyorum!”
Bir de merakımı celbeden şudur: Acaba ne istediniz karşılanmadı da böyle bir yazı yazma ihtiyacı duydunuz. Üstünüze vazife miydi? Sebep nedir acaba? Sizi uçaktan inerken Karslılar törenle mi karşılamadı? Karslılar yemeğinizi bedava mı vermedi? Etrafınıza bürokrasiyi toplayıp, onlara da adınıza ikramda mı bulunmadılar? Yoksa başka bir şey mi? Durup dururken bir insan niçin Kars gibi cazibesi yüksek, “Tur trenlerinde altı ay ilerisine yer bulunamayan” bir ili itibarsızlaştırma çabası içerisine girsin? Doğrusu tuhaf bir durum! İşte bu tuhaflığın yanıtını arıyorum… Ve bulunduğunuz zaman zarfında “Ben romancıyım!” diye, bedelli veya bedelsiz, karnınızı doyurduğunuz Kars mutfağımızın ve Kars’ımızın, itibarsızlaştırmaya çalıştığınız hakkını savunuyorum.
Aslında, Karslı Ümit Kaftancıoğlu gibi bir Kars feylesofunu bildiğini iddia eden ve anma festivaline gittim diyen birinin, bu toprakların onlarca yazarının olduğunu da biliyor olması gerekir. Ona layıkıyla cevap verecek olan, saz, söz ve kalem erbaplarının bulunabileceğini tahmin edebilmiş olması gerekir. Bunu dahi tahmin edemeyecek birine ve birilerine hatırlatmak gerekir ki; Yapmış olduğunuz hakaretlerin, aşağılamaların ve itibarsızlaştırma çabalarınızın karşılığını sert şekilde ve size yakışan ifadelerle fazlasıyla alırsınız.
Bu cümleden olmak üzere; şimdi bir yöresel terim çalışması yapalım. Karslılar bilir ama Kars kültürüne aşina olmayanlar için bir terim çalışmasıdır bu. Bizde bir “gede” sözcüğü vardır. Buradaki g harfi “gel” ifadesindeki gibi okunur ve söylenir.
Gede; oğlan çocuğu anlamına geldiği gibi, cahil, cuhala, sap yiyip saman savuran, söyledikleri beş paralık kişi anlamına da gelir. (Kaynak: Selahettin Dündar’ın Terekemeler/Karapapaklar kitabı)
Kendini yazar olarak tanıtan bu gede: “Karslılara, resmen çöp yiyorsunuz!” diye üstüne basa basa söylemiş ya! Aslında büyüklerimiz olsaydı, cevap vermeye değer bile görmezdi ve şöyle derlerdi:
– “Aye o ne gededi ki ona cevap vérém!”
Biz de “Aye o ne gededi ki?” deyip geçeceğiz ama bazı gerçekleri de tarihe not düşmek biz Karslıların, Kars aydınlarının ve Kars yazarlarının vefa borcudur. Daha ötesinde; yediğimiz ekmeğine, içtiğimiz suyuna ve soluk aldığımız havasına karşılık, evlatlık sorumluluğumuz ve görevimizdir. Birçok Karslı gibi ben de kendimi bu sorumluluğu ve görevi yerine getirmek zorunda hissettiğim içindir ki; onur kırıcı saldırılara kılıç kalkan karşı duruyorum.
Unutulmamalıdır ki; Kars adı iki ayrı anlam taşımaktadır. Birisi idari, diğeri kültürel coğrafyadır. Birisi idari bakımdan; Ardahan, Iğdır illerinden biri olan Kars ilidir. Diğeri ise; kültürüyle, gelenek ve görenekleriyle bir bütün olan bu üç kardeş ilin tanımlandığı Kars coğrafyasıdır. O şekilde anlaşılıyor olmalı ki; “Resmen çöp yiyorsunuz!” diyen bu gede, hem Kars’ın içindeki insanları bu tanıma layık görmüş, hem de Çıldır Gölü meskûnlarını… Ya Çıldır’ın Ardahan’a bağlı olduğunu bilmiyor, – ki bilseydi; yazı başlığını “Karslılar resmen çöp yiyorsunuz!” demezdi. Yani Ardahan ilini de bu yazıya dâhil etmezdi. Ya da Kars kültür coğrafyasının üç kardeş; Kars-Ardahan-Iğdır illerinin sentezi olduğunu bilerek ve kasıtlı olarak bu ifadeyi kullanmıştır. Bu anlamda önemli olan Kars&Ardahan&Iğdır üç kardeşin aynı kültür coğrafyası olduğu tartışılmaz bir olgudur ve dünya durdukça da öyle kalacaktır. Bu nedenle bu yazımda “Kars” diye kullandığım tüm ifadeler, o şahsa cevap olarak tüm Kars Kültür Coğrafyasına şamildir.
Kars; 8.000 Yılı bulan tarihi, kültürü, gelenek ve görenekleriyle kadim bir geçmişe sahiptir.
Kars; hiçbir ölçü biriminin ölçemeyeceği kadar büyük bir kültüre sahiptir.
Kars; hiçbir insanlık değerine sığmayacak kadar insan hazinesine sahiptir.
Kars; müzikte, ozanlık ve âşıklık geleneğinde, sanatta, kültürde, inanç kültüründe, hoşgörüde, mimaride, folklorda, giyimde, kuşamda, görgü kurallarında, nizamda, intizamda, temizlikte, edepte, adapta, üretimde, tarımda, hayvancılıkta, el sanatlarında, nihayet yemek ve mutfak kültüründe; mücevher değerindedir. Tıpkı mücevher gibi bu değer asla kaybolmamıştır ve kaybolmayacaktır.
Asıl konumuza gelecek olursak;
Kars; mutfağıyla ve yemek kültürüyle kalitesini ve en üst çizgideki yerini çağlar boyu ve günümüze kadar hep muhafaza etmiştir.
Kars’ın bütün kültürel değerlerini, sadece boğazına düşkün birinin değerlendirebilmesi mümkün değildir elbet. Öyle bile olsa bu kişinin şimdi vereceğimiz Kars mutfağı çeşitlerini övgülerle anlatan sosyal medya sitelerini okumasını ve çıkarına dokunduğu için bu sitelerin yazdığı güzelliklerin aksini yazmış olduğundan ötürü en azından mahcup olması gerektiğini tavsiye ediyorum. Bakın adresi aşağıda görülen siteler öncelikle Kars mutfağının bugünkü halini övgü dolu sözlerle ifade etmiş ve şunları saymış: Kars kazı, hörre, hangel, piti kebabı, kattama (Kars katmeri), nezik, feselli, erişte, haşıl, umaç halvası, kete, hasuda, kuymak, çeçil, evelikli isti, döyğa, bozbaş, üzümlü aş, Kars kaşarı, Kars balı…Sayılan yemekleriyle bu günkü Kars mutfağını ve bugünkü güzelliğini anlatan Kaynaklar: www.hurriyet.com(KarsMutfağı), https//yemek.com (Kars yemekleri), https//gastromanya.com(Kars mutfağı hakkında Genel Bilgiler), https//gezimanya.com(Kars mutfağı/Gezimanya)
Yukarıdaki sitelerin Kars mutfağı ve Kars mutfağının güzelliklerinin fotoğraflarla sergilenerek yapılan anlatımları günceldir. “Karslılar resmen çöp yiyorsunuz.” Gibi iyelik ifadesini de kullanan bu kişiye, çok saygın olan bu siteleri okumasını tavsiye ederim.
Kars adının soluk kesen ve inanılmaz cazibesini kullanmak isteyen, Kars’ta birkaç gün kalıp öykü, şiir veya roman yazma gayretleri içinde olanları gördük. Bunların büyük kısmı asla gerçekleri yazmamışlardır. Orhan Pamuk imzasıyla “Kar Romanı” bunlardan sadece birisidir. Anlatılan olayların ve romanda geçen öykülerin Kars’la hiçbir ilgi ve alakası yoktur. Uydurmadır, hayalidir, Kars’ı karalamadır. Nitekim hiçbir Karslı tarafından ve okurlar tarafından gerçekliği kabul görmemiştir.
Salih Seçkin Sevinç kardeş siz de Kars adının soluk kesen cazibesini kullanarak, hayali karalamalarla ve gerçek olmayan ifadelerle roman diye nitelediğiniz bir kitap yazabilirsiniz. Bu da biz Karslıları ziyadesiyle rencide eden kitabınız olur.
Unutmayınız ki Kars; her köşesinde saz sinesinde bir ozanı/âşığı, her gölgesinde elinde kalem bir şairi, her evde bir lele/bilge kişisi, her kahvede bir güldürü ustası, her hanede bir hazır cevap zekâsı, her minderin üstünde bağdaş kurmuş ve eli kalem tutan bir aydını/yazarı, her mahallede ve her köyde bir veya birkaç romancısı olan bir ildir. İlk aklıma gelen benim köyümdür ve üç romancısı var.
Şahsen benim; Üçü roman, biri öykü, diğerleri halk kültürü araştırmaları olmak üzere 7 (yedi) adet kitabım mevcuttur.
Böyle bir ilde doğup, büyüyen, Köy Enstitüsü Kültürü alan, Yüksek Öğretmen Okulu mezunu, 40 yıllık öğretmen ve Karslı bir yazar olarak size tavsiyem ve beklentim;
Kars kültürüyle ve Kars mutfağına yaptığınız karalamalardan vazgeçin ve telafi edin.
Kars ve Karslılardan Özür dileyin…
Odatv gibi isimli bir kuruluşun sizin özür dilemenizi sağlaması çok da zor değildir ve etik ilkeleri arasında yer aldığına inanmaktayız.
Ve nihayet Kars ve Karslılar olarak, bize bir ÖZÜR borcunuz vardır.
Odatv ve onun yazarı Salih Seçkin Seviç’ten ÖZÜR beklemekteyiz…
Songül DÜNDAR

dundar_songul@hotmail.com
www.songuldundar.com

Yazarın Kitapları

Cezo GardaşŞöför AğaSavaşların KadınıDamladan DeryayaHingilleme
Zalımların mazlumlara zulmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Güçlülerin zayıflara hükmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Barış kalkanını savaş okunu Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıklar barbarlığın kodunu Cezo Gardaş romanında görürsün İlmin cehalete hükmedişini Cezo Gardaş romanında görürsün İyiyle kötünün çelişkisini Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıkla medeniyet farkını Cezo Gardaş romanında görürsün Garibanı ezenlerin çarkını Cezo Gardaş romanında görürsün Emekçiyi sömürenin fendini Cezo Gardaş romanında görürsün Seven ile sevmeyenin kalbini Cezo Gardaş romanında görürsün Bütün insanlığı sizi ve bizi Cezo Gardaş romanında görürsün Tezi antitezi ve de sentezi Cezo Gardaş romanında görürsün
Bu kitapta; Güneş parlaklığı gibi, İçinizi ısıtan satırlar bulacaksınız. Bu kitapta; Yavrusunu saran bir ana kucağı gibi, Halkın sıcaklığını bulacaksınız. Bu kitapta; Emekçi elinin tarlada ayrık otu ayıkladığı gibi, Özeleştiriyi bulacaksınız. Bu kitapta; Şehidin toprağıyla bütünleştiği gibi, Vatan bütünlüğünü bulacaksınız. Bu kitapta; ?Can sağ iken yurt vermeyiz? diyen âşık Şenlik gibi, Yurt ve bayrak sevgisini bulacaksınız Bu kitapta; Halk uğruna ipe giden Pir Sultan gibi, Toplum aşkını bulacaksınız. Bu kitapta; En-el Hak diyen Mansur gibi, Tasavvuf gerçeğini bulacaksınız. Bu kitapta; Yunus Emre?nin ılık nefesi gibi, İnsan sevgisini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Eline, beline, diline sahip ol? diyen Bektaşi Veli gibi, Halkın ahlak değerlerini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Kim olursan ol gel? diyen Mevlana gibi, Hoşgörü dünyasını bulacaksınız. Bu kitapta; Bir genç kızın işlediği, nakış nakış kilim gibi, Halk kültürünü bulacaksınız. Bu kitapta; Halk kültürü deryasında, dalgalarla boğuşan bir gemi gibi, Hayatın gerçeğini ve ŞOFÖR AGA?yı bulacaksınız
Bu Romanda; Kadının Atatürk Türkiye?sindeki çehresini bulacaksınız. Kadının özgür kişiliğini bulacaksınız. Kadının iş hayatındaki beyin gücünü ve alın terini bulacaksınız. Kadının evindeki emekçi ellerini bulacaksınız. Kadının yaşam mücadelesini bulacaksınız. Kadının bilgi ve becerisini bulacaksınız. Kadının toplumdaki tarihsel önemini bulacaksınız. Kadının köyden, şehri kucaklayan kollarını bulacaksınız. Kadının ana sevgisini bulacaksınız. Kadınının dinmeyen gözyaşlarını bulacaksınız. Kadının toplumdaki aydınlık yüzünü bulacaksınız. Kadının haksızlığa baş kaldırışını bulacaksınız. Kadının savaşlara karşı duruşunu bulacaksınız. Savaşların Kadını?nı bulacaksınız.
“DAMLADAN DERYAYA” kitabı; Songül Dündar’ın çıkarmış olduğu dördüncü kitap olup, dört kitabı çağrıştırıyor. Dündar büyük Ozan Pir Sultan Abdal’ın “Elim tutmaz güllerini dermeye/ Dilim varmaz hasta halin sormaya / Dört Kitab’ın cevabını vermeye / Sazım düzen tutmaz tel bozuk bozuk“ dörtlüğünü de kitabından ilham kaynağı olarak kullanmış. Dündar’ın son kitabı, halk Kültürü ve doğaçlama şiir alanında araştırma ve inceleme kitabı olup, tamamı halk ozanları ve aşıkları içeriyor. “Damladan deryaya” aynı zamanda Songül Dündar’ın “Şoför Aga” adlı öykü kitabı, “Savaşların Kadını” adlı romanı ve “Cezo Gardaş” adlı romanında olduğu gibi, tamamen sosyal içerikli olup, Pir Sultan Abdal’ı çağrıştırmakta… “Damladan deryaya” Songül Dündar’ın büyük emekleriyle; bir tarafına rakip Ozan ve Âşıkları koyduğu, diğer tarafına ise Aşık Dündar’ı koyduğu bir doğaçlama şiir fırtınasıdır. Yani bu doğaçlama şiir fırtınasında, doğaçlamanın bir tarafında kesinlikle Aşık Dündar bulunmaktadır. “Âşık Dündar ise şöyle demiştir: Kerem’in aşkıyla gönlüm tutuştu / Yunus ile hak yolunda buluştu / Aldım PİR SULTAN’ın toplum aşkını / ŞENLİK meclisinden DÜNDAR oluştu.” Görüldüğü üzre terazinin bir tarafında yine Pir Sultan bulunmaktadır İşte böyle… Araştırmacı, Roman ve Öykü yazarı Songül Dündar, durmamış, dinlenmemiş; kapı kapı dolaşmış, ilmik ilmik dokumuş, zerre zerre biriktirmiş ve DAMLADAN, koca bir DERYA oluşturmuş. Oluşan bu kitabın adına da “DAMLADAN DERYAYA” adını vermiş.
TEREKEME FIKRA VE GÜLMECELERİNDEN BİR DEMET…
Dost okurlarım, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum…
Yolculuğunuza yoldaş, yalnızlığınıza ses, daraldığınızda nefes, yüzünüze gülücük olacağına inandığım ve Terekeme şivesinde GÜLME anlamına gelen, HİNGİLLEME adlı kitabımı yüreğinize emanet ediyorum. O sizi gülümsetecek, siz de onu çok seveceksiniz.
Gazeteci köşe yazarı olarak, çok sayıda ve çeşitli konularda yıllardır makale yazmaktayım. Zaman zaman serbest şiir de yazıyorum. Ama benim asıl ilgi alanım; didaktik, kültürel ve yaşanmış olaylarla ilgili, roman ve öykü yazarlığıdır. Hal böyle olunca; bilimsel ve kültürel araştırmalar yapmak; aha bu yüreğimde adeta tutku halini almıştır. Bu nedenle; bol miktarda araştırma dokümanı bilgi dağarcığımda birikmiştir. Bu cümleden olmak üzere; her türlü yaşanmış öykü, fıkra, öykülü türküler ve yaşanmış hayat hikâyeleri ile arşivim dolu doludur. Doğduğum, büyüdüğüm ve ait olduğum etnik kültür birikimim de cabası. Üstüne üstlük; eşim, halk ozanı Âşık Selahattin Dündar’ın halk kültürü danışmanım oluşu da ballı börek!
Ben, Kars ili Terekeme kültürüne mensubum. Hal böyle olunca, zaten var olan Terekeme kültür birikimim üzerine araştırmalarımı da koyduğumda, şu an elinizde bulunan, “Terekeme/ Fıkra ve Gülmeceleri” kitabı vücut bulmuş oldu.
Çok zengin bir kültür olan Terekeme Kültürü; ozanlarıyla, âşıklarıyla, şairleriyle, ifacılarıyla, icracılarıyla, yazarlarıyla, ilim ve bilim adamlarıyla kitaplara sığmayacak kadar engin, ciltlere sığmayacak kadar zengin bir deryadır. Elinizdeki HİNGİLLEME/GÜLME isimli kitap, o deryada sadece bir damladır.
Terekemeler hakkında soy ve boy bilgisini, kitabın en sonunda özet olarak bulacaksınız. Bu size sadece elinizdeki kitabı okurken yardımcı olmayı amaçlamaktadır. TEREKEMELER konusunda daha geniş bilgi edinmek isteyen okurlarımız; Selahattin Dündar’ın, TEREKEMELER adlı soy ve boy araştırmaları kitabından yararlanabilirler.
HİNGİLLEME isimli elinizdeki kitabınızın anlatım diline yardımcı olmak üzere, kitabın sonunda Terekeme şivesinde harflerin okunuşu ve kelime anlamları mevcuttur. Terekeme şivesini bilmeyen veya az bilen okurlarıma, öncelikle bu bölümü okumalarını tavsiye ederim.
HİNGİLLEME’nin gülümseyen yüzü ile sizleri baş başa bırakıyorum.
İyi okumalar… Saygılarımla…