NEVRUZ TÜRKLÜKTÜR… NEVRUZ UMUTTUR…

NEVRUZ TÜRKLÜKTÜR…
NEVRUZ UMUTTUR…
Nevruz, çocukluk anılarımdır…
Nevruz, ana yurdumun sıcaklığıdır…
Nevruz, atalarımın bayramıdır

Nevruz Bayramı; Terekemeler/Karapapaklar, Azeriler,
Kürtler, Farslılar, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikler,
Kırgızlar, velhasıl tüm kuzey yarım küre halkları ve bütün dünya Türkleri
tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl, ya da başka bir deyişle doğanın uyanışı
ve bahar bayramıdır.
Nevruz kelimesinin aslı Farsça olup; nev=yeni, ruz=gün anlamına gelmekte ve eski
Farsça’ya göre “yeni gün ışığı”, günümüz Farsça’sına göre ise “yeni gün”
anlamına karşılıktır.
Nevruz, baharın ilk günüdür ve bu gün kuzey yarım kürede gece
ile gündüz eşitliğinin oluştuğu gündür. Nevruz günü, güneşin ekvatora dik açı
ile geldiği gündür. Ayrıca; nevruz günü olan 21 Mart’ta, gün ışığı her iki yarım
küre arasında eşit olarak paylaşılmaktadır.
Türkiye’de bir gelenek, diğer Türk Cumhuriyetleri’nin
bazılarında ise resmi bayram olarak kutlanmakta olan Nevruz Bayramı, Türklerin
Orta Asya’dan demir dağı eritip çıkmalarını ve baharın gelişini temsil eder.
Türk kavimlerinin tamamı tarafından M.Ö. sekizinci yüzyıldan günümüze kadar her
yıl kutlanan 21 Mart aynı zamanda, on iki hayvanlı Türk takvimine göre
yılbaşıdır.
Yüzyıllar boyu sürüp gelen ve 21 Mart günü kutlanan nevruz
bayramına, Türk boylarına ve Türk yurtlarına göre farklıklar göstererek özel
önem verilmektedir. Azerbaycan; nevruzun en canlı olarak yapıldığı, kelimenin
tam anlamıyla “bayram” şeklinde kutlandığı Türk yurtlarından biridir.
Halk Ozanlarının ve şairlerin dizelerinden nevruzun, bütün
Türk ellerinde aynı coşku ile kutlana geldiği anlaşılmaktadır.

Şehriyar (Azerbaycan)
Bayram yeli çardahları yıhanda
Noyruz gülü, yar çiçeği çıhanda
Ağ bulahlar köyneklerin sıhanda
Bizi de bir yâd eliyen sağ olsun
Fuzuli (Azerbaycan-Anadolu)
Her gün açar gönlümü zevki vislin yenleden
Gerçi güller açmağa her yılda bir nevruz olur.
Babür Şah(Hindistan)
Ol ki yıllar aylar ötkengey gam ü matem bile
Şad ü hürrem bolmagay nevruz bayram bile
Nur Ali Kabul (Özbekistan)
Türk millatlaming içinde feruz
Hürlük timsalining örsan nevröz
Mahtum Kulu (Türkmenistan)
Gelin novruz oldı âlem gülgüzar oldı yine
Gonçadan güller açıldı mergzer oldı yene
Bayram Han (Moğol)
Bu gün Nevruz, bu gün bayram bu gün toy
Kaygı gamsız sevinç yapar her bir öy
Kaygusuz Abdal (Mezopotamya-Mısır )
Erişti badı nevruz gülistane
Gülistan vakti yetti kim uyane
Tamamen yeryüzü cümbüş geldi
Behişte benzedi devri zemane
Pir Sultan Abdal (Anadolu)
Sultan nevruz günü canlar uyanır
Hal ehli olanlar nura boyanır
Muhip olan bu gün ceme dolanır
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın

Sonuç olarak; nevruzun bütün Türk dünyasında eskiden beri
bir bayram olarak kutlandığı, ozanların dizelerinden açıkça anlaşılmaktadır.
Nevruz şiirlerine veya nevruzun geçtiği beyitlere bakıldığı
zaman; farklı coğrafyalara ve edebi sahalara mensup olmalarına rağmen Türk
şairlerinin nevruz için duygularının ve ifadelerinin büyük ölçüde ortak olduğu
görülmektedir.
Ortak duygu; Nevruz mübarektir, muhteremdir, kutsaldır, küs
olanları barıştıran bir sultan, ilahi bir bayramdır.
Nevruz; özel yemeklerin yendiği, özel oyunların oynandığı birlik ve kardeşlik
günüdür.
Nevruz; sıcaklıktır, enerjidir, ateştir.
Nevruz Türklüktür.
Nevruz umuttur.

dundar_songul@hotmail.com
www.songuldundar.com

Yazarın Kitapları

Cezo GardaşŞöför AğaSavaşların KadınıDamladan DeryayaHingilleme
Zalımların mazlumlara zulmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Güçlülerin zayıflara hükmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Barış kalkanını savaş okunu Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıklar barbarlığın kodunu Cezo Gardaş romanında görürsün İlmin cehalete hükmedişini Cezo Gardaş romanında görürsün İyiyle kötünün çelişkisini Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıkla medeniyet farkını Cezo Gardaş romanında görürsün Garibanı ezenlerin çarkını Cezo Gardaş romanında görürsün Emekçiyi sömürenin fendini Cezo Gardaş romanında görürsün Seven ile sevmeyenin kalbini Cezo Gardaş romanında görürsün Bütün insanlığı sizi ve bizi Cezo Gardaş romanında görürsün Tezi antitezi ve de sentezi Cezo Gardaş romanında görürsün
Bu kitapta; Güneş parlaklığı gibi, İçinizi ısıtan satırlar bulacaksınız. Bu kitapta; Yavrusunu saran bir ana kucağı gibi, Halkın sıcaklığını bulacaksınız. Bu kitapta; Emekçi elinin tarlada ayrık otu ayıkladığı gibi, Özeleştiriyi bulacaksınız. Bu kitapta; Şehidin toprağıyla bütünleştiği gibi, Vatan bütünlüğünü bulacaksınız. Bu kitapta; ?Can sağ iken yurt vermeyiz? diyen âşık Şenlik gibi, Yurt ve bayrak sevgisini bulacaksınız Bu kitapta; Halk uğruna ipe giden Pir Sultan gibi, Toplum aşkını bulacaksınız. Bu kitapta; En-el Hak diyen Mansur gibi, Tasavvuf gerçeğini bulacaksınız. Bu kitapta; Yunus Emre?nin ılık nefesi gibi, İnsan sevgisini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Eline, beline, diline sahip ol? diyen Bektaşi Veli gibi, Halkın ahlak değerlerini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Kim olursan ol gel? diyen Mevlana gibi, Hoşgörü dünyasını bulacaksınız. Bu kitapta; Bir genç kızın işlediği, nakış nakış kilim gibi, Halk kültürünü bulacaksınız. Bu kitapta; Halk kültürü deryasında, dalgalarla boğuşan bir gemi gibi, Hayatın gerçeğini ve ŞOFÖR AGA?yı bulacaksınız
Bu Romanda; Kadının Atatürk Türkiye?sindeki çehresini bulacaksınız. Kadının özgür kişiliğini bulacaksınız. Kadının iş hayatındaki beyin gücünü ve alın terini bulacaksınız. Kadının evindeki emekçi ellerini bulacaksınız. Kadının yaşam mücadelesini bulacaksınız. Kadının bilgi ve becerisini bulacaksınız. Kadının toplumdaki tarihsel önemini bulacaksınız. Kadının köyden, şehri kucaklayan kollarını bulacaksınız. Kadının ana sevgisini bulacaksınız. Kadınının dinmeyen gözyaşlarını bulacaksınız. Kadının toplumdaki aydınlık yüzünü bulacaksınız. Kadının haksızlığa baş kaldırışını bulacaksınız. Kadının savaşlara karşı duruşunu bulacaksınız. Savaşların Kadını?nı bulacaksınız.
“DAMLADAN DERYAYA” kitabı; Songül Dündar’ın çıkarmış olduğu dördüncü kitap olup, dört kitabı çağrıştırıyor. Dündar büyük Ozan Pir Sultan Abdal’ın “Elim tutmaz güllerini dermeye/ Dilim varmaz hasta halin sormaya / Dört Kitab’ın cevabını vermeye / Sazım düzen tutmaz tel bozuk bozuk“ dörtlüğünü de kitabından ilham kaynağı olarak kullanmış. Dündar’ın son kitabı, halk Kültürü ve doğaçlama şiir alanında araştırma ve inceleme kitabı olup, tamamı halk ozanları ve aşıkları içeriyor. “Damladan deryaya” aynı zamanda Songül Dündar’ın “Şoför Aga” adlı öykü kitabı, “Savaşların Kadını” adlı romanı ve “Cezo Gardaş” adlı romanında olduğu gibi, tamamen sosyal içerikli olup, Pir Sultan Abdal’ı çağrıştırmakta… “Damladan deryaya” Songül Dündar’ın büyük emekleriyle; bir tarafına rakip Ozan ve Âşıkları koyduğu, diğer tarafına ise Aşık Dündar’ı koyduğu bir doğaçlama şiir fırtınasıdır. Yani bu doğaçlama şiir fırtınasında, doğaçlamanın bir tarafında kesinlikle Aşık Dündar bulunmaktadır. “Âşık Dündar ise şöyle demiştir: Kerem’in aşkıyla gönlüm tutuştu / Yunus ile hak yolunda buluştu / Aldım PİR SULTAN’ın toplum aşkını / ŞENLİK meclisinden DÜNDAR oluştu.” Görüldüğü üzre terazinin bir tarafında yine Pir Sultan bulunmaktadır İşte böyle… Araştırmacı, Roman ve Öykü yazarı Songül Dündar, durmamış, dinlenmemiş; kapı kapı dolaşmış, ilmik ilmik dokumuş, zerre zerre biriktirmiş ve DAMLADAN, koca bir DERYA oluşturmuş. Oluşan bu kitabın adına da “DAMLADAN DERYAYA” adını vermiş.
TEREKEME FIKRA VE GÜLMECELERİNDEN BİR DEMET…
Dost okurlarım, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum…
Yolculuğunuza yoldaş, yalnızlığınıza ses, daraldığınızda nefes, yüzünüze gülücük olacağına inandığım ve Terekeme şivesinde GÜLME anlamına gelen, HİNGİLLEME adlı kitabımı yüreğinize emanet ediyorum. O sizi gülümsetecek, siz de onu çok seveceksiniz.
Gazeteci köşe yazarı olarak, çok sayıda ve çeşitli konularda yıllardır makale yazmaktayım. Zaman zaman serbest şiir de yazıyorum. Ama benim asıl ilgi alanım; didaktik, kültürel ve yaşanmış olaylarla ilgili, roman ve öykü yazarlığıdır. Hal böyle olunca; bilimsel ve kültürel araştırmalar yapmak; aha bu yüreğimde adeta tutku halini almıştır. Bu nedenle; bol miktarda araştırma dokümanı bilgi dağarcığımda birikmiştir. Bu cümleden olmak üzere; her türlü yaşanmış öykü, fıkra, öykülü türküler ve yaşanmış hayat hikâyeleri ile arşivim dolu doludur. Doğduğum, büyüdüğüm ve ait olduğum etnik kültür birikimim de cabası. Üstüne üstlük; eşim, halk ozanı Âşık Selahattin Dündar’ın halk kültürü danışmanım oluşu da ballı börek!
Ben, Kars ili Terekeme kültürüne mensubum. Hal böyle olunca, zaten var olan Terekeme kültür birikimim üzerine araştırmalarımı da koyduğumda, şu an elinizde bulunan, “Terekeme/ Fıkra ve Gülmeceleri” kitabı vücut bulmuş oldu.
Çok zengin bir kültür olan Terekeme Kültürü; ozanlarıyla, âşıklarıyla, şairleriyle, ifacılarıyla, icracılarıyla, yazarlarıyla, ilim ve bilim adamlarıyla kitaplara sığmayacak kadar engin, ciltlere sığmayacak kadar zengin bir deryadır. Elinizdeki HİNGİLLEME/GÜLME isimli kitap, o deryada sadece bir damladır.
Terekemeler hakkında soy ve boy bilgisini, kitabın en sonunda özet olarak bulacaksınız. Bu size sadece elinizdeki kitabı okurken yardımcı olmayı amaçlamaktadır. TEREKEMELER konusunda daha geniş bilgi edinmek isteyen okurlarımız; Selahattin Dündar’ın, TEREKEMELER adlı soy ve boy araştırmaları kitabından yararlanabilirler.
HİNGİLLEME isimli elinizdeki kitabınızın anlatım diline yardımcı olmak üzere, kitabın sonunda Terekeme şivesinde harflerin okunuşu ve kelime anlamları mevcuttur. Terekeme şivesini bilmeyen veya az bilen okurlarıma, öncelikle bu bölümü okumalarını tavsiye ederim.
HİNGİLLEME’nin gülümseyen yüzü ile sizleri baş başa bırakıyorum.
İyi okumalar… Saygılarımla…