“TEREKEME” İLE “TERK-İ MEKKE” KAVRAMINI BENZEŞTİRMEK, TARİHİ YANILGIDIR!

“TEREKEME” İLE “TERK-İ MEKKE” KAVRAMINI BENZEŞTİRMEK, TARİHİ YANILGIDIR!
TEREKEMELER/KARAPAPAKLAR ÖZBEÖZ TÜRK’TÜR VE İNSANLIĞIN VAR OLDUĞU GÜNDEN İTİBAREN ORTA ASYALIDIRLAR. DÜNYA’YA VE ANADOLU’YA ORTA ASYA’DAN YAYILMIŞLARDIR. BOY OLARAK, ASKERLİĞİN DIŞINDA MEKKE ŞEHRİNDE HİÇ BİR TARİH SÜRECİNDE İKÂMET ETMEMİŞLERDİR. MEKKE’DE İKÂMET ETMEYEN BİRİNİN MEKKE’Yİ TERKETTİĞİNİ DÜŞÜNMEK, TARİHİ GERÇEKLERİ SAPTIRMAKTIR.

İŞTE TARİHİ GERÇEKLER:

Terekemeler’in Mekke’nin kuruluşundan beri, o coğrafyada hiç bulunmadıklarını görelim.
MEKKE’Yİ TERKETMEK ŞÖYLE DURSUN; TEREKEME/KARAPAPAKLAR, MEKKE’NİN KURULUŞUNDAN BU GÜNE KADAR, BU COĞRAFYADA YERLEŞİK OLARAK HİÇ BULUNMAMIŞLARDIR VE DE HİÇ İSKÂN ETMEMİŞLERDİR. İŞTE TARİHİ BELGELER:
Mekke, geçmişi M.Ö. 2000’li yıllara uzanan eski bir şehirdir. Müslümanlar için kutsallığının, ahir zaman peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın burada doğmuş olmasından kaynaklanmış olmakla birlikte, tarihi kutsallığının kökeni Hz. İbrahim peygambere dayanmaktadır.
İslâm kaynaklarına göre; Hz. İbrahim’in ikinci eşi Hacer’den İsmail adında bir erkek çocuğu dünyaya gelir. Fakat ilk eşi Sare, bu durumu kabullenemez ve Hatice ile İsmail’in yanından uzaklaştırılmasını ister. Hz. İbrahim, ikisini de alarak Allah’ın kendisine vahyetmesiyle, bugünkü Mekke’nin bulunduğu alana getirir. Onları, boş bir çöl olan araziye bırakır ve geri döner. Çorak ve ıssız bir vadide yalnız kalan Hacer, oğlu ile birlikte burada yaşama tutunmaya çalışır. Oğlu İsmail bebeğin çıplak ayak darbeleriyle eşelediği yerde ıslaklık gören Hacer, Zemzem adı verilen suyu bulur. Elleri ile eşeleyerek, göze haline getirir. Su başında hayata tutunur. Ticaret için bu bölgeden geçen Arap Kabilesi Cürhümiler, Hacer’in açtığı ve Zemzem olarak adlandırılan su kaynağının yaşanılır hale getirdiği bu yere yerleşerek, yerleşim yerinin kurucuları ve şehrin ilk sakinleri olurlar. Hz. İbrahim daha sonra tekrar buraya gelir ve Allah’ın vahyetmesiyle; oğlu İsmail için Kâbe’yi inşa eder. Bu zamandan itibaren Kâbe, hac yeri olarak belirlenir ve Hz. İbrahim peygambere inanan Arap kabilelerine ibadet merkezi olur.
Yüzyıllarca bir hac merkezi olarak kalan Mekke, zamanla büyüdü ve Arap Yarımadası’nın önemli bir ticaret şehri haline geldi. Hz. İsmail’in soyundan gelen ve şehrin en soylu Arap ailesi olan Kureyşoğulları’na mensup olduğu bilinen Hz. Muhammed, 571’de Mekke’de doğmuştur. İslam dinine göre 40 yaşına kadar, burada yaşadıktan sonra Mekke yakınlarında Hira Mağarası’nda Kur’an kendisine indirilmeye başlanmış ve son İlahi din Mekke’de açıklanmıştır. Hz. Muhammed, İslam dinini kabul etmeyen ve tamamaı Arap olan Mekkelilerle ve özellikle şehrin ileri gelenleri ile büyük mücadelelerde bulunmuş, Mekke’de yaşam imkânı kalmayınca, 622 yılında Medine kentine göç etmiştir. (Hicret)
Hz Muhammed, uzun yıllar Medine’de yaşadıktan sonra, artık güçlenen Müslümanlarla birlikte 630 yılında tekrar Mekke’ye gelmiş ve şehri savaşmadan almıştır. Burada hac ibadetini yerine getirmiş, veda haccını okumuş, Mekke’de kalmayarak aynı yıl Medine’ye dönmüştür. Şehir tamamen Arap geçmişe sahiptir.
Mekke’de Osmanlı Devri: Mısır’ın 1517 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından fethinden sonra, Hicaz Bölgesi, dolayısıyla Mekke şehri Osmanlı hâkimiyetine girdi. Yani bu tarihe kadar Mekke şehrinde hiçbir Türk boyu yerleşik olarak bulunmamıştır. Osmanlılar şehrin kutsiyetine ve Şeriflerinin Halife Hz. Ali soyuna dayanmasından dolayı kentin idaresinde ve demografik yapısında, herhangi bir değişikliğe gitmedi. Kent; Arap kenti olarak ve yine Şeriflerin idaresinde devam etti. Mekke daha sonra, Arap Vahhabiler’in idaresine geçti. Ta ki; 1813 yılında II. Mahmut döneminde yeniden Osmanlı hâkimiyetine geçene kadar. Yani Mekke 1813 tarihine kadar Arap nüfus olarak kalmış ve Arap şehri olarak hüküm sürmüştür.
Türkler, dolayısıyla; Terekeme/Karapapaklar, Mekke’nin kuruluş tarihinden itibaren ve bugüne kadar Mekke’de asla iskân etmemişlerdir. İskân etmediği bir coğrafyayı bir insanın veya bir boyun terketmiş olmasını iddia etmek ise; akla ziyan bir iştir.
DOLAYISIYLA;
KURULDUĞU TARİHTEN BUGÜNE KADAR, MEKKE ŞEHRİNDE, ASKERLİĞİN DIŞINDA ASLA İKAMET ETMEMİŞ OLAN TEREKEME/KARAPAPAKLARIN MEKKE’Yİ TERKETMESİ DİYE BİR ŞEY SÖZ KONUSU OLAMAZ. TEREKEMELERE, TERK-İ MEKKE DİYE YAKIŞTIRANLAR, YA ANLATILAN TARİHİ GERÇEKLERİ BİLMİYORLAR VEYA BİLMEZLİKTEN GELİYORLARDIR.
Tarih ciddi bir iştir. Tarihi gerçekler tarihçilerin işidir. Onlar da belgelerle konuştukları için, yanlışa düşmezler. Onlara saygımız sonsuzdur.
Ancak; Tarihle ilgisi ve alakası olmayan, tarihçi olarak geçinen gayriciddi insanların, tarihin ciddiyetinden uzak söylemleri, hiçbir belgeye dayanmayan saçmalıkları, üstesinden gelemedikleri Terekemeler/Karapapaklar gibi güçlü bir Türk boyunu, masa başında itibarsızlaştırmaya çalışmaları; tarihi bilgileri kirletmeden öte hiçbir işe yaramaz. Bu tür bilim kişiliğinden yoksun insanların uydurma bilgileri, hatta karalama kampanyasına yönelik gayretleri, her an sert kayaya çarpmak suretiyle yok olmaya mahkûmdur. Bu tür örnekler tarihte çoktur ve hepsi de tarih çöplüğünde kaybolup gitmişlerdir. Hem de nefretle anılarak… Terekemeler/Karapapaklar için uydurulmuş Terk-i Mekke safsatası da bunlardan birisidir.
TEREKEME SÖZCÜĞÜNÜN ANLAMI
Az buçuk konuyla ilgili olanlar çok iyi bilirler ki; Terâkime sözcüğü, Arapça bir sözcük olup, çoğuldur. Terâkime sözcüğünün Türkçe tam karşılığı “Türkmenler” dir. Bu anlamda en güvenilir kaynak: Eb-ül Gazi Bahadır Han’ın, 1664 yılında yazmış olduğu “Şecere-i Terâkime” kitabıdır.
Bizimkiler, Terâkime sözcüğünü; tabiri caizse tapannama düzeltmişler ve Türkçe’nin ses uyumu özelliği nedeniyle de günlük hayatta Terekeme şeklinde kullanmaya başlamışlardır. Ha! Terâkime sözcüğünün Türkmenler anlamına geldiğini bildikleri için, bilinçli olarak; Türkmenler sözcüğünü de reddetmemişlerdir. Çünkü: Türkmen sözcüğünün tam karşılığı Oğuz’dur. Yani Türkmen=Oğuz demektir. Yine bu konuda kaynaklar: Eb-ül Gazi Bahadır Han’ın Şecere-i Terâkime Kitabıdır.
Ünlü tarihçi, Prof. Dr. Fahrettin Kırzıoğlu da Osmanlı Tahrir Defterleri’ni kaynak göstererek, konuyla ilgili şöyle diyor: Bölgede yaşayan Karapapak Türkleri, Araplar tarafından; Oğuz=Türkmen anlamına gelmek üzere, Terâkime (Türkmenler) adını takmışlardır. Bölgeyi fethederek yönetimi de ellerine aldıkları için, tarihi kayıtlara da Terâkime olarak geçmiştir. (Kaynak: Fahrettin Kırzıoğlu)
TEREKEMERLE İLGİSİ OLMAYAN TERK-İ MEKKE TERİMİNİN TARİHTEKİ YERİ VE ANLAMI NEDİR?
VIII. Yüzyılda itibaren Kafkasya bölgesi İslamiyetle tanışmaya başlamıştır. Dolayısıyla o bölgede yaşayan Oğuz/Karapapak Türkleri de İslamiyeti kabul etmeye başlamışlardır. İslamiyet’in henüz kabul edildiği yıllarda, Kafkas bölgelerinin bir kısım Arap yöneticiler tarafından yönetilmekteydi. O yıllarda bu bölgeler zor coğrafya olduğu için, Mekke yönetimi bu bölgelere “Sürgün Yeri” gözüyle bakmaktaydı. M.S. VIII.- IX.- X.-XI. Yüz yıllarda Mekke yönetimine muhalif olan Arap gruplar, çeşitli yöntemlerle Mekken’in dışına çıkarılmaktaydı. Araplar tarafından muhacir adı verilen bu gruplara Kafkasya bölgesi halkı ise; Terk-i Mekke adını takmıştı. Dönemin Mekke yönetimine muhalif olan bu unsurlar, zor coğrafya olduğunu söylediğimiz Kafkaslara sürülmekte ve sürgün gönderilen bu kadrolara, yönetici olarak görev verilmekteydi. Yöre halkı tarafından Terk-i Mekke adıyla anılan bu Arap idareciler, adı geçen yıllarda Kafkasya bölgesini yönetmişlerdir. Terk-i Mekke tanımının tarihi gerçeği ise bundan ibarettir. Yani: Terk-i Mekke diye anılan kişiler Türk olmayıp, Kafkas bölgesine sürgün gönderilen “Mekke Yönetimine Muhalif Muhacir Araplardır.” Görüldüğü gibi; Bu adlandırmanın, Terekeme/Karapapak Türkleri ile yakından uzaktan hiçbir ilgi ve alakası yoktur.
SONUÇ:
• Terekemeler kelimesi arapça Terâkime (çoğul) sözcüğünden gelmektedir. Terâkime kelimesi de çoğuldur ve Türkmenler demektir. Diğer taraftan; Türkmen=Oğuz=Ok-Uz=Boy-lar anlamındadır. Türkmen kelimesine gelince; Fransız Türkolog Jean Deny, Türkmen kelimesini, “Türk” sözcüğü ile “men” eki şeklinde değerlendirmekte ve “men” eki için kuvvetlendirici özellik olarak ifadesini kullanmaktadır. Bunu da; “men” ekinin, “özbeöz” anlamını taşıdığı şeklinde açıklamaktadır. Dolayısıyla Türkolog Jean Deny; Türkmen sözcüğünün, “Özbeöz Türk” ifadesine karşılık geldiğini vurgulamaktadır.
Yani: Oğuzlar=Türkmenler=Özbeöz Türkler=Terâkime=Terekemeler
• Terekemeler, Mekke’nin kurulduğu tarihten bu güne kadar, o coğrafyayı askerliğin dışında, yerleşim yeri olarak hiç kullanmamışlardır. Dolayısıyla, Mekke’yi Terketmeleri gibi bir durum söz konusu değildir.
• Terekemeler, Oğuz Boyuna mensup Karapapak Türkleridir, Özbeöz Türk anlamına gelmek üzere Türkmendirle. Türkmen sözcüğü de Araplar tarafından Terâkime olarak ifade edilmiştir ve bu da dilimize Terekemeler olarak yerleşmiştir.

TEREKEME/KARAPAPAKLAR

Bilimsel olarak Terekeme ile Karapapak Türkü aynı anlamdadır. Ama, günümüzde Karapapak adının sonundaki Türk ifadesi pek kullanılmadığından, Karapapak dendiğinde Karapapak Türk’ü anlaşılmaktadır. O nedenle günümüzde Terekeme ile Karapapak adlandırmasını aynı anlamda kullanabiliriz. Aynı anlamda kullanmakta hiçbir sakınca yoktur.
Ancak bir gerçeği bilmek gerekir. O da şudur: Geleneksel olarak başında her Karapapak bulunan kişi Terekeme değildir. Örneğin: Karakalpaklar, Gürcüler, Çeçenler, hatta Ermeniler başlarına Karapapak giyerler. Ancak, Terekeme olmadıkları gibi Türk olmayanlar da vardır. O nedenle aslında, Karapapak giyenlerden Türk olanları Karapapak Türk’ü diye ifade etmek gerekir. -ki bu da zaten Terekeme demektir.
Bu tarihi gerçeklere rağmen, yukarıda da ifade edildiği gibi, günümüzde Karapapak unvanının arkasına veya önüne Türk unvanı getirmeden, sadece Karapapak diye ifade etmek Terekeme anlamında kullanılmaktadır.
Gelelim Terekemelerin ve Karapapak Türklerinin kim olduğuna;
M.Ö.III. yüz yılda Teoman, bir Türk devleti olan Hun devletini kurar. Teoman’ın oğlu Mete Han,Hun imparatorluğunu oluşturmaya muvaffak olur. Hun imparatorluğu bir çok Türk boylarından oluşmuştur. Devleti oluşturan Türk unsurların tamamına,boylar anlamına gelmek üzere Ok-Uz adı verilir. Ok:Boy anlamında olup, Uz:Çoğul ekidir.Böylece Ok-Uz, boylar anlamında kullanılmak üzere, Oğuz şeklinde ifade edilmeye başlanır.
Hun imparatorluğu M.S.I. yüzyılda,Doğu Hun ve Batı Hun diye ikiye ayrılır ve M.S. II. Yüz yılda tamamen dağılır.Batı Hun tarafında kalan ve Çinlilere boyun eğmeyen Oğuzlar, M.S. I yüzyıldan itibaren (M.S.93) , Kuzey Kafkasya’nın bu günkü Borçalı ve Kazaklı bölgesine gelip yerleşirler. (Dedelerimizin Kars’a gelmeden önce yaşadıkları topraklar.) Bu göç dalgası Hun devletinin tamamen dağıldığı M.S. II. yüz yıl başlarına kadar devam eder.
O yıllarda başlarına kuzu derisinden siyah Papak koydukları için, Borçalı ve Kazaklı bölgesindeki yerli halk tarafından Karapapaklar diye anılırlar. Bu adlandırma, İslamiyet’in bölgeye ayak bastığı VII./VIII. Yüz yıla kadar devam eder.
Araplar, Karapapaklar için Türkmenler anlamına gelmek üzere Terâkime adını kullanmışlardır. (Terâkime Arapçada çoğul olup,Türkmenler anlamına gelmektedir.) İslamiyetin kabul edildiği XI. Yüzyıla kadar,Arapların Terâkime demesine rağmen,Halk Karapapaklar adını kullanmıştır.
XI. yüzyılda islamiyetin kabulünden sonra, dini ögelerin ağır basması ve Arapça sözcüklerin dilimize yoğun bir şekilde girmesi nedeniyle halk,Terekeme adını sıkça kullanmaya başladı. Artık Karapapak yerine Terekeme kullanılıyordu.Terekeme adının kullanılışı 1502 yılına kadar devam etti.Bu tarihte İran’ın Kafkaslara egemen olması sonucunda, herkesin başına Kızılbaş fesini giymesi ferman olundu. Giymeyenler ise, ‘Sakal Vergisi’ adı altında vergi vermek zorunda bırakıldı. Kızıl fesi giymeyip, vergi vermeyi tercih edenler ise, başlarına siyah Papak giymeye devam ettiler.
Böylece Terekemeler, Siyah Börklüler ve Kızıl börklüler olarak iki grup halinde tarihe geçtiler. Ancak, Mehmet Arifin “Başımıza Gelenler” adlı eseri ve çeşitli tarihi kaynaklara göre; başlarına Karapapak giydikleri halde, yıllar sonra Şia mezhebini benimseyenler de oldu. Aslında her iki grupta Terekemedir veya İslamiyet öncesine göre her iki grup da Karapapaktır. Ancak, Karapapak dendiğinde Karapapak Türk’ü anlaşılmalıdır. Oysa, Terekeme dendiğinde zaten Türkmen anlamına geldiği için, kelimenin arkasına ‘Türk’ sözcüğü eklemek gerekmiyor. Terekeme, Türkmen demektir. Türkmen de, Oğuz demektir. Oğuz da zaten Türk’tür.
Terekeme ile Karapapak, aynı anlamda kullanılmakla beraber, en doğru ifade şekli;
“Terekeme Karapapak” tır.(Bilim adamları da bu şekilde kullanmaktadır. Bizim de bu şekilde kullanmamızda, birlikteliğimizi sağlama anlamında fayda olacaktır.
Karapapaklardan başka bir de Karakalpaklar var. (Karakalpakistan). Karapapaklar, Oğuz boyundan olduğu halde, Karakalpaklar Kıpçak boyundandır.
İslamiyet’in kabulünden sonra toplumda, Terekeme Gürcistanı, Terekeme yaylağı, Terekeme ketesi, Terekeme havası, Terekeme balası, Terekeme gözeli gibi… çok yoğun bir kültür yüklenmesi olduğu için, kazanılan Kültürel değerlerin çoğu Terekeme adıyla anıldı.
Terekeme/Karapapak halkının Kafkasya’dan Türkiye’ ye gelişleri, Savaş sonrası Ruslarla İran’ın Kafkasya topraklarını paylaştığı, Türkmençay antlaşması ile başlamış (1828) , Birinci Dünya savaşındaki ‘kaç ha kaç’ la yoğun şekilde devam etmiş (1915 ten itibaren ) ve kurtuluş savaşı ile son bulmuştur.(1920)
Doksan üç Osmanlı-Rus harbinde (1293/1877-1878) Kars’ın Rusların eline geçmesi ile, o tarihe kadar Kars’a gelip yerleşen Terekeme/Karapapaklar Anadolu’nun içlerine doğru göç etmişlerdir.(Kayseri Sivas,Muş)
Bizimkiler Kars /Dikme köyü’ne,1920 yılının yazında Kafkasya/Borçalı’ dan gelmişler.Dikme köyü,bir Malakan köyü imiş.Türkiye Büyük Millet meclisi kurulduktan sonra,Atatürk başkanlığındaki Türk hükümetinin yaptığı Gümrü antlaşmasına dayalı olarak,Malakanlar Kars’ı ve Dikme köyünü boşaltmışlar
ve bizimkiler Dikme köyüne yerleşmişler.(Kara İsalılar (Dünya Mallılar), Pempehliler, Kösalılar (Eyyelliler), İlmezdiler, Akbabalılar, Karayazılılar, Pembekliler, Keşeliler (Keçelmetti), Gödehler, Karemmettiler, Göllüler, Hıdıllılar, Oruç Oğulları, Kara Bağlılar, Mehemmet Öyleri, Cünneliler, Mustafa kişilliler, Namazkişili,Kızılismailli, Kürkçüler, Talıplılar)

SEVGİ VE SAYGILARIMLA…
Ozan/Araştırmacı/Yazar
SELAHATTİN DÜNDAR
Kaynakça:
• Eb-ül Gazi Bahadır Han………………………Şecere-i Terâkime
• Mehmet Ârif……………………………………….Başımıza Gelenler (Karapapaklar/Terekemeler)
• Mehmet Emin Resülzade…………………….Kafkasya Türkleri
• Pro. Dr. Fahrettin Kırzıoğlu…………………Karapapak Türkleri
• Faruk Sümer………………………………………Azerbaycan’ın Türkleşmesi
• Jean Deny………………………………………….Terimler Sözlüğü
• Doç Dr.Doğan Kaya…………………………….Mehrali Bey
• Gazi Ahmet Muhtar Paşa …………………….Sergüzeşt-i Hatamının Cildi Sanisi
• Zihni Papakçı………………………………………Karapapaklar/Terekemeler
• Songül Dündar…………………………………….Savaşların Kadını
• Selahettin Dündar&Haydar Çetinkaya……Terekemeler (Karapapak Türkleri)

Ozan Selahattin Dündar Hakkında

KitaplarıWeb YazılarıÖdülleriÖzgeçmiş
  1. TEREKEMELER (Karapapak Türkleri)
  2. ÇUVAL
  3. BAŞAK
  4. BAĞDAŞ
1. T.C KÜLTÜR BAKANLIĞI (ŞİİR YARIŞMASI TÜRKİYE BİRİNCİLİĞİ) 1.Halk Şairleri Arası, ”İsrâfı Önleme Tasarrufa Ç:ağrı” adlı şiir yarışması BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ;

2. T.C. KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü, Cumhuriyetimizin      80.Yılı kutlamaları dolayısıyla 27–28 Ekim 2003 tarihleri arasında düzenlenen “Ankara’da Ozanlar    Şöleni”nde gerçekleştirilen törende TEŞEKKÜR BELGESİ;
3. 1998, AZERBAYCAN/BAKÜ Televizyonumuzda yapılan programda TEŞEKKÜR BELGESİ
4. 1998, AZERBAYCAN RADYOSU Radyosunu ziyaret ve yapılan program sebebiyle TEŞEKKÜR BELGESİ
5. 19–12–1999 FOLKLOR ARAŞTIRMALARI KURUMU ŞEREF BELGESİ, Türk Halk Kültürü çalışmalarına yaptıkları değerli katkılarından DOLAYI “TÜRK FOLKLORUNA HİZMET ÖDÜLÜ” ve ŞEREF BELGESİ,
6. 22–03–1998, TC. KÜLTÜR BAKANLIĞI“Âşık Veysel ve Ozanlar Haftası Etkinlikleri” çerçevesinde Bakanlığımız öncülüğünde, ozan vakıf, kooperatif ve derneklerinin işbirliği ile 22 Mart 1998 günü düzenlenen “Âşık Veysel’i Anma Günü” programında TEŞEKKÜR BELGESİ
7. 23–09–2000, T.C.KARS VALİLİĞİ, KARS ’ta yapılan “ II. ULUSLARARASI ÂŞIK ŞENLİK ŞÖLENİ ”ne katkıları sebebiyle TEŞEKKÜR BELGESİ,
8. 09 Mayıs 1998 (Hıdırellez Festivali Şenlikleri) Çalıklı, Valandovo, Makedonya, MAKEDONYA CUMHURİYETİ, HALK OZANI SELAHATTİN DÜNDAR’a Festivalin düzenlenmesi ve yapılmasında sunduğu katkısı için TAKDİRNAME,
9. ANKARA HALK ÂŞIKLARI KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERNEĞİ (AŞDER), 22.03.1997 AŞ-DER Yönetim Kurulu Başkanlığı, Derneğimiz, “Halk Ozanlığı ve Âşıklık Geleneğinin; Araştırılması, Yaşatılması ve Tanıtılması” konusunda yaptığınız çalışmalardan dolayı TAKDİR ve TEŞEKKÜR BELGESİ,
10. T.C. KÜLTÜR BAKANLIĞI Tertip Komitesi 13–14–15 Ekim 2000, “Geleneksel 2.Ozanlar Haftası Etkinlikleri”mize Katkılarından dolayı TEŞEKKÜR BELGESİ
11. 5–7- Haziran 1998 tarihlerinde BAYAT KAYMAKAMLIĞINCA, Birinci Uluslararası BAYAT OĞUZ ve TÜRKMEN KÜLTÜR ŞÖLENİNE Katkılarından Dolayı Teşekkür Ederiz.
12. T.C ESKİŞEHİR VALİLİĞİ, TERTİP KOMİTESİ 1991 Dünya Yunus Emre Sevgi Yılı MADALYA.
13. T.C. 20-26 Mayıs 1979 SİLİFKE FESTİVALİ SİLİFKE KAYMAKAMLIĞI TERTİP KOMİTESİ MADALYA,
14. 1978 Uluslararası Silifke Kültür Festivali, SİLİFKE KAYMAKAMLIĞI MADALYA
15. T.C. ANKARA VALİĞİ TERTİP KOMİTESİ1 “Mayıs 1988, TEŞEKKÜR BELGESİ
16. 13–12–1997, Ankara Âşıklar Şöleni, MİLLİ EĞİTİM SAĞLIK EĞİTİMİ VAKFI TAKDİR ve ŞÜKRAN BELGESİ
17. Milli Eğitim Sağlık Eğitimi Vakfı Adına (MESEV)’e karşı göstermiş olduğunuz candan ilgi ve sunulan katkılar sebebiyle TAKDİR ve ŞÜKRAN BELGESİ
18.T.C.ESKİŞEHİRVALİLİĞİYUNUSEMREKÜLTÜR 6–10 Mayıs 1994 tarihleri arasında düzenlenen “YUNUS EMRE KÜLTÜR VE SANAT HAFTASI” programlarına katkılarından dolayı TEŞEKKÜR BELGESİ
19.Âşık Selâhettin Dündar Radyomuzu ziyaretinizden ve katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz 10 Mayıs 1998 Üsküp Radyosu/MAKEDONYA TEŞEKKÜR BELGESİ
20. ONUR BELGESİ T.C. AFYON VALİLİĞİ 26–30 Ağustos 1994 tarihleri arasında ilimizde kutlanan 72. Zafer Haftası etkinliklerine gösterdiğiniz ilgi ve katkıdan dolayı TEŞEKKÜR BELGESİ
21.ŞÜKRÂN BELGESİ, KOCAELİ ANADOLU DERNEKLERİ BİRLİĞİ PLATFORMU, AĞRI-ARDAHAN-ERZURUM-ERZİNCAN-KARS-IĞDIR-SİVAS, dernekleri TEŞEKKÜR BELGESİ
22. Anadolu Dernekler Birliği Platformuna Destek ve Katkılarınızdan Dolayı ŞÜKRAN BELGESİ
23.PLÂKETİ POLATLI KAYMAKAMLIĞI 1988- TERTİP KOMİTESİ Sakarya Meydan Muharebesi Zafer Şölenine katkılarınızdan dolayısıyla TEŞEKKÜR BELGESİ
24.KARS ARDAHAN IĞDIRLILAR BİRLİĞİ DAYANIŞMA PLATFORMU, Platformumuzca düzenlenen “Kars-Ardahan-Iğdır İllerinde, Tarih, Kültür ve Ekonomi Sempozyumu” na katkıları anısına TEŞEKKÜR BELGESİ
25.T.C. ÇAY KAYMAKAMLIĞI BELEDİYE BAŞKANI (Şenlik Tertip Komitesi) 16 Temmuz 1994 ONUR BELGESİ Çay İlçesi 13. Vişne Şenliğine Katkılarınızdan dolayı TEŞEKKÜR BELGESİ
26.HALK OZANLARI KÜLTÜR VAKFI YÖNETİM KURULU Vakfımızın kurucu üyelerinden Sayın, Ahmet Yılmaz’ın Dostluk ve Dayanışma gecesine verdiğiniz destek sebebiyle TEŞEKKÜR BELGESİ
27. Büyük ozan Veysel Şatıroğlu’nun 25.ölüm yıldönümü sebebiyle 21 Mart 1998 günü Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel’in Huzurunda düzenlenen anma programında ilk kez oluşturulan Ozanlar Korosu’na katkıları sebebiyle TEŞEKKÜR BELGESİ
28. KARS DİKME KÖYÜ DERNEĞİ YARDIMLAŞMA ve KÜLTÜR DERNEĞİ 08–07–2000 Hizmetlerinizden dolayı TEŞEKKÜR BELGESİ,
29. AZERBAYCAN EVİ DERNEĞİ YÖN. KUR. BŞK, AZERBAYCAN EVİ DERNEĞİ, Derneğimize katkılarından Dolayı TEŞEKKÜR BELGESİ.
30. AŞ-DER Cumhurbaşkanımız Sn Süleyman Demirel’in himayelerinde Geleneksel 5. Ankara Halk Âşıkları Bayramı’na Katkıları sebebiyle TEŞEKKÜR BELGESİ
31.1996 Yılında Kars-Dikme Köy Kültür ve Dayanışma Derneğini bizlere kazandırılması sebebiyle TEŞEKKÜR BELGESİ.
32. İzmir Kars-Dikme Köyü Derneği Temsilciliği 09/ 07/2000 PLÂKET
33. ANKARA AYRANCI LİSESİ Okulumuz ve Millî Eğitim Camiasında uzun süredir vermiş olduğunuz kutsal hizmetlerinizden dolayı TEŞEKKÜR BELGESİ.
34. AYRANCI LİSESİ KORUMA DERNEĞİ02 -10–1984, PLÂKET,
35. 1988 Yıldırım Beyazıt Liseliler Derneği, Derneğe katkılarından dolayı TEŞEKKÜR BELGESİ.
36. YIL-DER Yönetim Kurulu MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI KONUR MENEKŞE DERSANESİ, 24–11–1996, TEŞEKKÜR BELGESİ,
37. SAYIN: SELAHATTİN DÜNDAR KURUCU ve FİZİK ÖĞRETMENİ OLARAK DERSANEMİZİN 20.KURULUŞ YILINDA: BUGÜNE KADAR GÖSTERDİĞİ ÖZVERİ sebebiyle TEŞEKKÜR BELGESİ,
38. AŞDER, ANKARA HALK ÂŞIKLARI KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERNEĞİ, Halk Ozanlığı ve Âşıklık geleneğinin; araştırılması, yaşatılması ve tanıtılması konusunda yaptığı çalışmalardan dolayısı ile 25–03–1995 tarihli TAKDİR ve TEŞEKKÜR BELGESİ,
39. AŞ-DER, Yönetim Kurulu Adına Çoban Hüseyin ÇEMREK, PLÂKET,
40. İNCESU ANADOLU LİSESİ MÜDÜRLÜĞÜ, OKULUNA İLGİ ve KATKILARI dolayısı ile TEŞEKKÜR TAKDİR ve TEŞEKKÜR BELGESİ

Öğretmen, Halk Ozanı, Araştırmacı ve Yazar kimliği ile, Terekemeler’in ileri gelenlerindendir. Adına Borçalı’da Köy kuran Hacı Kara İsa’nın torunu olan Selaheddin DÜNDAR, 1946 yılında Kars’ın Merkez, Dikme Köyünde doğdu. İlkokulu doğduğu köyde; ortaokul ve liseyi Erzurum’da okudu. Erzurum Eğitim Enstitüsünün Fen Bölümünden mezun olduktan sonra, Ankara Üniversitesi’nin Fizik Mühendisliği Bölümünü bitirdi. Mühendis olarak mezun olmasına rağmen, öğretmenlik mesleğinde karar kılan Halk ozanı DÜNDAR, yurdun çeşitli yerlerinde, otuz yıl (30) boyunca öğretmenlik yaptı. Eşi de öğretmen olan Halk Ozanı Selâheddin DÜNDAR’ın, EZGİ adında bir kızı ve OZAN adında bir oğlu bulunuyor. Dedesi, Hacı Kara İsa da bir Terekeme şairi olan Ozan Selâhettin DÜNDAR, henüz ortaokul sıralarında şiir yazmaya, lise yıllarında da saz çalmaya başladı. Daha önceki yazdıklarını, deneme şiirleri olarak nitelendiren DÜNDAR’ın ilk kayda değer şiiri, 1972 tarihini taşımaktadır. Yazdığı şiirlerin, müziğini de kendi yapan Halk Ozanı Selâhettin DÜNDAR’ı, ilk defa sazı ve sözüyle 1973 yılında bir radyodan dinliyoruz. 1974 yılında ilk televizyon programını gerçekleştiriyor. Bundan sonra DÜNDAR’ı, sazı ve sesiyle radyo ve televizyonlarda sık sık dinlemekte ve görmekteyiz. Âşıklık geleneğinin, tüm dallarını başarı ile sürdüren Ozan Selâhettin DÜNDAR’a, yurt içi festival ve programlarda da rastlarız. Türkiye’yi karış karış dolaşan ozanımız, yurt dışında da programlar yaptı, yurt dışındaki festivaller ve kültür etkinliklerinde bulundu. Kültür Bakanlığının kadrolu ozanlarından olup, çok sayıda şiir, deyişler, halk müziğinin değişik makamlarında besteleri bulunmaktadır. Çok sayıda ödülleri, takdir teşekkür ve plaketlerin sahibi olan Halk Ozanı, Ozan Selâhettin DÜNDAR, 1991 yılında Kültür Bakanlığının yurt çapında açmış olduğu: “Tasarrufa Çağrı” konulu şiir yarışmasında, birincilik ödülü aldı. Daha sonraki Çalışmaları için de Türk Folklor Kurumunun, Özel Şeref Ödülü ile ödüllendirildi. Sosyal yönden oldukça yoğun olan Ozan Selâhettin DÜNDAR, bir çok demokratik kurum ve kuruluşun kuruculuğunda, çalışmalarında ve yönetimde bulundu. MESAM’ın nüvesini teşkil eden ve 1978’de kurulan “Türkiye Sanatçılar Birliği”nin ilk kuruluşuna da imza atmıştır. Ozanlar Vakfıyönetiminde yer aldı; Kars Dikme Köyü, Kültür Derneği’nin kuruculuğunu ve aynı zamanda başkanlığını üstlendi. Derneğin başkanlığında bulunduğu, 1997 ve 1998 yıllarında, Kars Kültür Festivalleri düzenledi. Âşık İslâm ERDENER, Anma Gününüorganize etti; ve bu etkinliklerin komitesinde yer aldı. Ozan Selaheddin DÜNDAR aynı zamanda bir araştırmacı, yazar ve gazetecidir. Yayına hazır durumda ve yakın tarihte yayınlanacak olan, iki adet araştırma ve inceleme kitabı, mevcuttur. Kars “Ölçek” Gazetesinde “Gurbet Selamı” adıyla köşe yazarlığını devam ettirmektedir. “HALAY” dergisini kurarak, bu derginin uzun yıllar, yayın yönetmenliğini sürdürdü. Eğitim ve Kültür ağırlıklı “MENEKŞE” dergisinin kurucusu ve yayın yönetmenliğini yaptı. Selaheddin DÜNDAR’ın Fizik Dersi ile ilgili bir kitabı da yayınlanmıştır. Bunun dışında, ozanlığı ile ilgili olarak “BAŞAK”, “BAĞDAŞ” ve “ÇUVAL” adını taşıyan üç şiir kitabı yayınlanmıştır. Kültür Bakanlığı arşivlerinde şiirleri ve TRT arşivlerinde ses bantları mevcut olup; Selâhettin DÜNDAR’ın dört adet kaseti, piyasalarda satışa sunulmuş bulunmaktadır. Alet çalıp parmakları ile tellere dokunmaya mandolinle başlayarak Bağlama, Tar ve Koşasaz adını verdiği, birleşik sazı, maharetle konuşturmayı başarmıştır. Saz ve sözün de ustası olan Ozan Selehattin DÜNDAR, Terekeme-Azeri, Anadolu Ağızları, tarzındaki deyişlerini Koşasaz eşliğinde büyük bir maharet, hüner ve kendine has uslûpla, seslendirmekte ve yorumlamaktadır.