ZAFER BAYRAMI ve ATATÜRK

30 Ağustos Zafer Bayramı’nı idrak ettiğimiz bu günlerde, ulu önder Atatürk’e olan minnet ve şükran duygularımızı bir kere daha haykırıyoruz.

 

O zafer bayramı ki; tarih sahnesinden silinmek istenen, her karış toprağı düşman tarafından paylaşılmış, ekonomik anlamda yok olmuş bir ulusun yeniden varoluş destanının taçlandırıldığı günün ifadesidir.

O Zafer bayramı ki; canını vatanı için seve seve veren yediden yetmişe Türk erkeğinin kahramanlık destanının taçlandırıldığı günün ifadesidir.

O zafer bayramı ki; kağnılarla mermi taşıyan, oğlu ve kocası cephede çarpışırken kazma kürekle tren rayları döşeyen, gerektiğinde düşmanla göğüs göğüse çarpışan Türk kadınının yiğitlik destanının taçlandırıldığı günün ifadesidir.

O zafer bayramı ki; namusunu hain düşmana teslim etmemek için evde kendini yakan onurlu Türk kızının şeref destanının taçlandırıldığı günün ifadesidir.

O zafer bayramı ki; böyle bir ulusun bunca emeklerinin boşa gitmemesi için tanrının bahşettiği Atatürk gibi yüce bir insanın liderlik destanının taçlandırıldığı günün ifadesidir.

İyi bir lider, arkasındaki insanların canlarıyla ve mallarıyla, maddi ve manevi desteklerini en iyi değerlendirebilen, potansiyelleri heder etmeyen, sosyal kitleyi mutlu sonuca taşıyan, tanrı vergisi birçok sıra dışı özelliklere sahip olan kişidir.

Kurtuluş Savaşı ve devamında 30 Ağustos, Atatürk’ün iyi bir lider olduğunu taçlandırmış ve dünyaya kanıtlamıştır. Çünkü: Canını seve seve veren Mehmetçiğin akan kanı yerde kalmamış vatanı kurtarabilmiştir, erkeğinin arkasında yiğitçe duran kadınların emeği boşa gitmemiş onların namusunu koruyabilmiştir, namusu için kendini yakan genç kızın bedeninden çıkan ateşin kıvılcımıyla kurtuluş meşalesini tutuşturabilmiştir.

Dünya otoriteleri bile bakın Atatürk’ün liderliği için hayıflanarak ne demişler: “Dünyada 200, 300 senede ancak bir lider gelir. Maalesef bu lider, Türklere nasip olmuştur.’

Yabancıların bile hasetle de olsa itirazsız kabullendiği Atatürk gibi bir lider, bize nasip olmuş ve Kurtuluş Savaşı gibi bir mucizeyi gerçekleştirmişiz. Osmanlı İmparatorluğunun küllerinden genç Türkiye Cumhuriyetini kurmayı başarabilmişiz. Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti, gösterdiği hedeflere taşımak, her Türk vatandaşının vazgeçilmez görevi olmalıdır.

Atatürk’ün gösterdiği hedef, çağdaş muasır medeniyetler seviyesidir. Yüzü batıya dönük ve her alanda kalkınmış bir Türkiye… Çalışkan ve genç nüfusumuzla bu yolda o hedefi yakalamak, 30 Ağustos zafer bayramına, bir bayram daha eklemek demektir. Umudumuz odur ki; gelecek nesiller o günleri görecektir. Umudumuz odur ki; bizim Kurtuluş zaferini övünerek kutladığımız gibi, gelecek nesil de hem kurtuluş zaferini, hem de ekonomik zaferi kutlayacaktır.

Nice 30 Ağustos Zafer Bayramları’na derken, kurtuluş savaşını kazanıp bu bayramı bize hediye eden; dünyanın en büyük lideri Atatürk’e ve kahraman silah arkadaşlarına şükranlarımızı ve minnet duygularımızı sunuyoruz.

[email protected]

www.songuldundar.com

Yazarın Kitapları

Cezo GardaşŞöför AğaSavaşların KadınıDamladan DeryayaHingilleme
Zalımların mazlumlara zulmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Güçlülerin zayıflara hükmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Barış kalkanını savaş okunu Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıklar barbarlığın kodunu Cezo Gardaş romanında görürsün İlmin cehalete hükmedişini Cezo Gardaş romanında görürsün İyiyle kötünün çelişkisini Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıkla medeniyet farkını Cezo Gardaş romanında görürsün Garibanı ezenlerin çarkını Cezo Gardaş romanında görürsün Emekçiyi sömürenin fendini Cezo Gardaş romanında görürsün Seven ile sevmeyenin kalbini Cezo Gardaş romanında görürsün Bütün insanlığı sizi ve bizi Cezo Gardaş romanında görürsün Tezi antitezi ve de sentezi Cezo Gardaş romanında görürsün
Bu kitapta; Güneş parlaklığı gibi, İçinizi ısıtan satırlar bulacaksınız. Bu kitapta; Yavrusunu saran bir ana kucağı gibi, Halkın sıcaklığını bulacaksınız. Bu kitapta; Emekçi elinin tarlada ayrık otu ayıkladığı gibi, Özeleştiriyi bulacaksınız. Bu kitapta; Şehidin toprağıyla bütünleştiği gibi, Vatan bütünlüğünü bulacaksınız. Bu kitapta; ?Can sağ iken yurt vermeyiz? diyen âşık Şenlik gibi, Yurt ve bayrak sevgisini bulacaksınız Bu kitapta; Halk uğruna ipe giden Pir Sultan gibi, Toplum aşkını bulacaksınız. Bu kitapta; En-el Hak diyen Mansur gibi, Tasavvuf gerçeğini bulacaksınız. Bu kitapta; Yunus Emre?nin ılık nefesi gibi, İnsan sevgisini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Eline, beline, diline sahip ol? diyen Bektaşi Veli gibi, Halkın ahlak değerlerini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Kim olursan ol gel? diyen Mevlana gibi, Hoşgörü dünyasını bulacaksınız. Bu kitapta; Bir genç kızın işlediği, nakış nakış kilim gibi, Halk kültürünü bulacaksınız. Bu kitapta; Halk kültürü deryasında, dalgalarla boğuşan bir gemi gibi, Hayatın gerçeğini ve ŞOFÖR AGA?yı bulacaksınız
Bu Romanda; Kadının Atatürk Türkiye?sindeki çehresini bulacaksınız. Kadının özgür kişiliğini bulacaksınız. Kadının iş hayatındaki beyin gücünü ve alın terini bulacaksınız. Kadının evindeki emekçi ellerini bulacaksınız. Kadının yaşam mücadelesini bulacaksınız. Kadının bilgi ve becerisini bulacaksınız. Kadının toplumdaki tarihsel önemini bulacaksınız. Kadının köyden, şehri kucaklayan kollarını bulacaksınız. Kadının ana sevgisini bulacaksınız. Kadınının dinmeyen gözyaşlarını bulacaksınız. Kadının toplumdaki aydınlık yüzünü bulacaksınız. Kadının haksızlığa baş kaldırışını bulacaksınız. Kadının savaşlara karşı duruşunu bulacaksınız. Savaşların Kadını?nı bulacaksınız.
“DAMLADAN DERYAYA” kitabı; Songül Dündar’ın çıkarmış olduğu dördüncü kitap olup, dört kitabı çağrıştırıyor. Dündar büyük Ozan Pir Sultan Abdal’ın “Elim tutmaz güllerini dermeye/ Dilim varmaz hasta halin sormaya / Dört Kitab’ın cevabını vermeye / Sazım düzen tutmaz tel bozuk bozuk“ dörtlüğünü de kitabından ilham kaynağı olarak kullanmış. Dündar’ın son kitabı, halk Kültürü ve doğaçlama şiir alanında araştırma ve inceleme kitabı olup, tamamı halk ozanları ve aşıkları içeriyor. “Damladan deryaya” aynı zamanda Songül Dündar’ın “Şoför Aga” adlı öykü kitabı, “Savaşların Kadını” adlı romanı ve “Cezo Gardaş” adlı romanında olduğu gibi, tamamen sosyal içerikli olup, Pir Sultan Abdal’ı çağrıştırmakta… “Damladan deryaya” Songül Dündar’ın büyük emekleriyle; bir tarafına rakip Ozan ve Âşıkları koyduğu, diğer tarafına ise Aşık Dündar’ı koyduğu bir doğaçlama şiir fırtınasıdır. Yani bu doğaçlama şiir fırtınasında, doğaçlamanın bir tarafında kesinlikle Aşık Dündar bulunmaktadır. “Âşık Dündar ise şöyle demiştir: Kerem’in aşkıyla gönlüm tutuştu / Yunus ile hak yolunda buluştu / Aldım PİR SULTAN’ın toplum aşkını / ŞENLİK meclisinden DÜNDAR oluştu.” Görüldüğü üzre terazinin bir tarafında yine Pir Sultan bulunmaktadır İşte böyle… Araştırmacı, Roman ve Öykü yazarı Songül Dündar, durmamış, dinlenmemiş; kapı kapı dolaşmış, ilmik ilmik dokumuş, zerre zerre biriktirmiş ve DAMLADAN, koca bir DERYA oluşturmuş. Oluşan bu kitabın adına da “DAMLADAN DERYAYA” adını vermiş.
TEREKEME FIKRA VE GÜLMECELERİNDEN BİR DEMET…
Dost okurlarım, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum…
Yolculuğunuza yoldaş, yalnızlığınıza ses, daraldığınızda nefes, yüzünüze gülücük olacağına inandığım ve Terekeme şivesinde GÜLME anlamına gelen, HİNGİLLEME adlı kitabımı yüreğinize emanet ediyorum. O sizi gülümsetecek, siz de onu çok seveceksiniz.
Gazeteci köşe yazarı olarak, çok sayıda ve çeşitli konularda yıllardır makale yazmaktayım. Zaman zaman serbest şiir de yazıyorum. Ama benim asıl ilgi alanım; didaktik, kültürel ve yaşanmış olaylarla ilgili, roman ve öykü yazarlığıdır. Hal böyle olunca; bilimsel ve kültürel araştırmalar yapmak; aha bu yüreğimde adeta tutku halini almıştır. Bu nedenle; bol miktarda araştırma dokümanı bilgi dağarcığımda birikmiştir. Bu cümleden olmak üzere; her türlü yaşanmış öykü, fıkra, öykülü türküler ve yaşanmış hayat hikâyeleri ile arşivim dolu doludur. Doğduğum, büyüdüğüm ve ait olduğum etnik kültür birikimim de cabası. Üstüne üstlük; eşim, halk ozanı Âşık Selahattin Dündar’ın halk kültürü danışmanım oluşu da ballı börek!
Ben, Kars ili Terekeme kültürüne mensubum. Hal böyle olunca, zaten var olan Terekeme kültür birikimim üzerine araştırmalarımı da koyduğumda, şu an elinizde bulunan, “Terekeme/ Fıkra ve Gülmeceleri” kitabı vücut bulmuş oldu.
Çok zengin bir kültür olan Terekeme Kültürü; ozanlarıyla, âşıklarıyla, şairleriyle, ifacılarıyla, icracılarıyla, yazarlarıyla, ilim ve bilim adamlarıyla kitaplara sığmayacak kadar engin, ciltlere sığmayacak kadar zengin bir deryadır. Elinizdeki HİNGİLLEME/GÜLME isimli kitap, o deryada sadece bir damladır.
Terekemeler hakkında soy ve boy bilgisini, kitabın en sonunda özet olarak bulacaksınız. Bu size sadece elinizdeki kitabı okurken yardımcı olmayı amaçlamaktadır. TEREKEMELER konusunda daha geniş bilgi edinmek isteyen okurlarımız; Selahattin Dündar’ın, TEREKEMELER adlı soy ve boy araştırmaları kitabından yararlanabilirler.
HİNGİLLEME isimli elinizdeki kitabınızın anlatım diline yardımcı olmak üzere, kitabın sonunda Terekeme şivesinde harflerin okunuşu ve kelime anlamları mevcuttur. Terekeme şivesini bilmeyen veya az bilen okurlarıma, öncelikle bu bölümü okumalarını tavsiye ederim.
HİNGİLLEME’nin gülümseyen yüzü ile sizleri baş başa bırakıyorum.
İyi okumalar… Saygılarımla…
Önceki İçerikKISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ (KÇÖ) ve NAKDİ ÜCRET DESTEĞİ (NÜD) DEN İŞ VERENLERİMİZ NASIL YARARLANACAKLAR?
Sonraki İçerikMSB: 9 PKK/YPG’li terörist etkisiz hale getirildi